“Balina’nın On Yedi Kapısı”

Ali Riza Esin, 25 Şubat 2012 — 4 dk.

Göz göze

Ahmet İnam’ın “Şiir Bir” ve “Şiir İki” isimli kitapları*, şiire ilgi duyan, şiiri duyan (duyduğunu zanneden), kendini şiirin “ne olduğunu ya da ne olmadığını” —bilmek değilse de— kavramak derdinde var sayan her okura gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim kitaplardan ikisi.

Şiir kitapları değil bunlar; şiirin kitapları, şairin dilinden. Şiirler de var içinde, şairin beğendiklerinden.

Gelişi-güzel yazım düzenleriyle, şiir üzerine denemeler…

Üzerine konuşur gibi yapıyor bazılarının, şair. Şiir üzre kendi bildiklerini, anladıklarını aktarıyor daha çok ve —takdir edilir ki— bunu Ustaca yapıyor; bir usta şair olarak değil; bir usta insan olarak her şeyden önce. Sonra bir felsefeci olarak… İnam olarak en başta, Ahmet…

Kitabındaki “Sunu” sayfasının hemen başına şu cümleleri yazmış:

“Şiiri aradığım kitaplardan birisi daha. Nerede şiir? Yaşantımızda. Yaşantımız dünyada.”

Ve şöyle bitirmiş:

“Şiirin açtığı pencerede bakıp duran bir aracıyım.”

Şiir İki’de ilgimi daha başka çekmiş bir yazısı, “Balina’nın On Yedi Kapısı” başlıklı bir denemesi var, yeniden okudum da bugün… Başka başka şeyler anladım yine. Dostça sözlerin daha hakikatlisini galiba… Daha önceki okuyuşlarımda neredeyse artık kafam… Bu sabah bir belediye otobüsündeydi. Ânda ise bilgisayar karşısında ve nesini alıp nereye koysam, neresinden tutsam da elimden kaydırmasam halinde.

Bir şairin, Gülten Akın’ın, “Balina” isimli şiirinden ilhamla, şiirin her dizesini bir kapı numarası sayıp, resimlerini çizmiş(mişti) adeta, paragraf paragraf büyüterek; Balina’nın dilinden, yer yer. Şiir bu ya…

Gülten Akın…

“Deli Kızın Türküsü”nü de yazmıştır hani, ve hani başka bir deli kız da…

Onlar ki, “yağmura deli…” ve dahi “buluta…”

Balina’nın On Yedi Kapısı, şöyle başlıyor:

“Hangi şiir, bir şâirin şiir dünyasının tüm özelliklerini içinde taşıyabilen örnek şiirdir?” (…) “Gülten Akın’ın Sessiz Arka Bahçeler’indeki ‘Balina’ şiiri böyle bir örnek şiir. Şiir çekirdeğini önemli yanlarıyla taşıyan şiir. Şâirin şiir evrenini bazı menevişleriyle ele verebilecek şiir.”

Balina’dan sonra ise “Şiirin 17 kapısı var” diye devam ediyor ve başlıyor saymaya, saydırmaya… Balina’yı…

Gülten Akın’ın “Balina” isimli şiirinden… (10 ila 17. “Kapı”lar)

“(…) sanıldım vuruşun gitgide usta vuruşuydu / sustum / düşe düştüm / senin mi kan, / yaralarımdan mı / hey kaptan / ne balinayım ben şimdi inadı içinde / ne senin mavi balinan

Yeniden başa sararak…

“Şiir, etkin bir anlatım olanağı: İnsanı, yaşantısını. Akılla yazılamıyor. O nedenle, bilimsel betimlemenin, katı, soyut felsefi söylemin dışında bir seçenek oluşturuyor. (…) Bizde şiir üzerine düşünme henüz şiirleşememiş, katılığını, biçimselliğini üzerinden atamamış. Frankofon süslemeler, parlatmalar, incik boncuk betimlemelerle, Anglo-Amerikan dilbilim teknisyenliği bir marifet sayılıyor (Bu iki günahı, ben de işledim, işliyorum da!). ‘Marksist’, ‘Toplumcu’ başlıklı şiir yorumları, bu teorinin köklerine inebilecek donanıma yeterince erişilemediği için, cılız kalıyor. Türkiye’de şiir yazılıyor. Şiir üzerine yeterli düşünülemiyor. Şâirlerin kendileri için, şiirleri için söyledikleri belki öncelikle, şâirin kendini tanımasındaki zorluklardan, belki de çağının kültürel tortusunun altında kaldığı için çok aydınlatıcı olamıyor.”

Kapılardan…

Kapı 1: “Göğü gördüm imkâna tutuldum düşü sevdim”

“Balina göğün seline kapılmıştır; İnsan balinaların gözleri göğe divânedir, gökle görür gözleri. Göğü görmez, gökle görür, göksüz görmez.”

(…)

“İnsanlar arası ilişkide, iletişimde, etkileşimde bir boyuttur, Balinalık.”

Kapı 4: “Sıçradım”

“(…) Neden yetinmezsin? Toplumun, kültürün, devletin verdiği imkâna karşı mı çıkıyorsun? Seni hain terörist seni! Sana imkâna tutul diyen oldu mu? İmkâna yakalanacağına gribe yakalanaydın: İktifa et, gafil Balina’ yetin! Göğü görme. Gök körü ol. İmkân körü ol. Düş körü ol. Elinin körü ol. (…)”

Kapı 5: “hem yittim”

Kapı 6: “hem belirlendim”

“On yedi kapılı şiirin kapılarından girmedik daha içeri yoksa girdik de dolanıyor muyuz avluda? Avluda mı, balina sarayda mı? (Moby Dick neremizde durur? Sesimize ne der? İletişimsizlik iletişimi bizimki! Yazgısını seven bir denizden geliyoruz, …)”

 

*Şiir Bir (2008), Şiir İki (2009), Ahmet İnam, Hayal Yayınları (Daha geniş alıntılanmış hali, Exdergi’nin 6. sayısında olacaktır. 1 Nisan 2012’de… Olmasa da olacaktır hattâ, bundan böyle.)

Exdergi 6, Kapak

İcmal

Güne eski dostlardan biriyle samimiyet tazeleyerek başladım. Bazı bölümlerini yeniden okuyup notlar aldım, bir heves… Bugünün ismi Şiir İki oldu diyebilirim hattâ. Sonra işler, güçler… Akşamına ise hep istediğim kitaplardan bazılarıyla buluştuk, bir kitabevinde. Yapabildim bunu. Özlemişim doğrusu… Velhasılıkelam, ismiyle müsemma, güzel bir gündü.

Notlarımı gözden geçirdim sonra…

Kendimi temize çektim.

Kategori: alıntı, exlibris, yazı