Değişim değişim…

Ali Riza Esin, 7 Ağustos 2011 — 1 dk.

“Değişim gelecekte olamaz. Ancak şimdi, anbean olabilir. Öyleyse değişimden kastımız ne? Son derece basit: Yanlışın yanlış olduğunu, doğrunun doğru olduğunu görmek. Yanlıştaki doğruyu görmek ve doğru olarak kabul edilen şeyin içindeki yanlışı görmek. Yanlışın yanlış olduğunu, doğrunun doğru olduğunu görmek değişimdir çünkü eğer bir şeyin gerçek olduğunu net bir biçimde görürseniz, o gerçek sizi özgür kılar. Bir şeyin yanlış olduğunu görürseniz, o yanlış ortadan kalkar. Ritüellerin anlamsız tekrarlardan başka bir şey olmadığını gördüğünüzde, bu gerçeği gördüğünüzde ve onu doğru bulmaktan vazgeçtiğinizde değişim olur, öyle değil mi? Çünkü bir esaret yok olmuştur. Çatışma, ıstırap, insanlar arasında bölünme yaratan sınıf ayrımının yanlış olduğunu gördüğünüzde, bu gerçeği gördüğünüzde, bu gerçek sizi özgür kılar. Bu gerçeğin algılanması değişimdir, değil mi? Etrafımız öyle çok yanlışla çevrili ki yanlışlığı anbean algılamak değişim getirir. Gerçek biriktirilen bir şey değildir. Anlıktır. Biriktirilen, üst üste yığılan hafızadır ve hafıza yoluyla asla gerçeği bulamazsınız. Hafıza zamanla ilgilidir; geçmiş, şimdi ve gelecek zaman. Devamlılık anlamına gelen zaman, ebedi olanı bulamaz; ebediyet süreklilik değildir. Süren şey ebedi değildir. Ebediyet ânın içindedir. Ebediyet şimdidedir. Şimdi ne geçmişin yansıması ne de geçmişin şimdi ve gelecek yoluyla devam etmesidir.”

J. Krishnamurti
İlk ve Son Özgürlük (The First and Last Freedom)
Omega Yayınları

Kategori: alıntı