Dogma, dogmatik, dogmatizm

Ali Riza Esin, 5 Şubat 2014 — 2 dk.

Dogma nedir, dogmatik kimdir, dogmatizm nereye düşer… şöyle izah edilmişti:

“‘Dogma’ deyiminin anlamı ‘belli bir kişi veya topluluk tarafından benimsenen, tartışmadan ve sorgulamadan kabul edilmesi beklenen inanç ya da inanç kümesi’ şeklinde verilebilir. Kelimenin Yunanca kökeni ’fikir’, ‘kanı’ gibi anlamlara gelmektedir. ‘Dogmatik’ kelimesi ise, zaman zaman, bir fikri veya inancı hiç sorgulamadan ve üzerinde ciddi bir irdeleme yürütmeden kabul eden insanlar için kullanılır. Ancak bu söylediklerimizden, ‘dogmatik’ nitelemesinin felsefe ile ilgilenmeyen —örneğin, metafizik veya epistemolojik sorunlar üzerine kafa yormamış— sıradan insanların tümü için geçerli olduğu gibi bir sonuca varmamız doğru olmayabilir.

Yetişkin, zihinsel olarak sağlıklı ve bir toplum içinde yetişmiş her insanın bir dünya görüşü ve inanç sistemi vardır. Genelde inanç/bilgi sistemleri günden güne radikal bir şekilde değişebilecek yapılar değildir. Büyük fikirsel veya bilgisel dönüşümler, gerçekleştikleri durumlarda, genel olarak insanların zihinsel dünyasında oldukça yavaş ortaya çıkarlar. Eğer sevdiğimiz ve derinden güvendiğimiz bir insanın aslında kötü niyetli ve zararlı bir kişi olduğuna ilişkin sağlam kanıtlar sunulursa, ilk tepkimiz —mantıksal bir robottan farklı olarak— sunulan akılcı kanıtlara direnmektir. Benzer durumlar, örneğin, bilimsel bağlamlarda da karşımıza çıkabilir. İnsan denen varlığın, bu genel anlamda, ‘tutucu’ bir varlık olduğu söylenebilir ve bu, nihayetinde, fazlaca kınanabilecek bir durum olmayabilir.

Yukarıda söylediklerimiz ışığında, ‘ılımlı anlamda tutucu olma’ ile ‘dogmatik olma’ kavramlarını ayırabiliriz. Dogmatik insanlar, ılımlı anlamda tutucu kişilerden farklı olarak, inançları ve düşünceleri karşısında öne sürülebilecek karşı fikirleri, argümanları veya kanıtları —bu argümanlar ya da kanıtlar ne kadar güçlü veya akılcı olurlarsa olsunlar— göz önüne almayı reddederler. Daha öz olarak ifade edildiğinde, dogmatik kişiler, belli bir fikri bir kez kabul ettikten sonra onun doğruluğuna ilişkin şüphe duymayı kesinlikle reddeden kişilerdir. Bu tavrın, logos sahibi olduğunu düşündüğümüz bir varlık olan insana uymadığı son derece açıktır. O hâlde şüphecilik olmasa da, şüphelenme yetisine sahip olmak önemli bir zihinsel özellik veya meziyettir diyebiliriz.

Bu noktada kritik olan bir saptama, şüpheci tavrın veya dogmatiklik karşıtı duruşun insanlar için tahminen ancak belli bir dereceye kadar olanaklı olabileceği gerçeğidir.”

Doç.Dr. Murat Baç
Epistemoloji
Şüphecilik ve Bilginin Olanaklılığı Sorunu
Şüpheci Tavrın Felsefi Değeri

Kategori: alıntı