Düşlerine layık olmak

Ali Riza Esin, 16 Temmuz 2012 — 1 dk.

Ingeborg Bachmann

“(…)

Şimdi hepsi bir düş gibi.

Gerçekten yaşadık mı onları biz?

Ingeborg Bachmann’dan çevirdiğim nefis bir radyo oyunu vardı. Bir adam, vitrininden ne dükkânı olduğunu anlayamadığı bir dükkâna girer ve tezgâhtaki yaşlı adama ne satıldığını sorar. ‘Biz düş satarız,’ der adam. Müşteri ilgilenir. Adam ona üç düş gösterir. Müşteri, en sonuncusunu ve en güzelini beğenir. O düşte kendisini görmektedir: Gerçek yaşamda, ilişkilerini doğru dürüst yaşayamayan biridir. Ama gördüğü düşte, başta kendi kişiliği olmak üzere, her yaşadığının ahlakını savunmakta kararlı biri olup çıkmıştır.

Beğendiği düşün fiyatını sorar.

Satıcı, ‘Yaşamınızın birkaç yılı…’ der.

‘Anlamadım!’ der müşteri. ‘Parayla değil mi?’

‘Hayır. Biz düşlerimizi, müşterilerimizin hayatlarının bir bölümü karşılığında satarız!’

‘Peki, şu birkaç yıl — biraz pahalı değil mi?’

‘Hayır. Bizde öyle düşler var ki, karşılığında bütün bir hayatı da isteriz…’

Müşteri, düşü almadan dükkândan çıkar ve eski yaşamına döner.

Düşlerine layık olmayı göze alamamıştır.”

Ahmet Cemal
Kıyıda Yaşamak, Can Yayınları

Kategori: alıntı