En bi’ millî gastemizden gayet millî tesadüfler

Ali Riza Esin, 18 Nisan 2013 — 3 dk.

Ve Dostlar Tiyatrosu ilanı…

1969 yılının sonları… Gazetenin bu nüshasıyla aramda üç yaş var — ama bundan on-on beş yıl önce ya da hemen bugün doğmuş bir çocukla da yaşıt gibi duruyor sanki. Okunup okunmadığına, nasıl okunduğuna bağlı olarak elbette.

Milliyet, 5 Ekim 1969

Ana sayfadan bazı başlıklar ve ayrıntılar:

ODTÜ öğrencilerine silâh ve patlayıcı madde temin ediliyor — Gençlere silâh satan şebeke tutuldu — Olayla ilgili iki genç tutuklandı. Sanıklardan olduğu sanılan bir ODTÜ öğrencisi ise kaçtı…

AP GENEL Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel (…) yaptığı konuşmada, ‘Türkiye’de siyasî hak ve hürriyetlerden bir şikâyet mevcut değildir.’ demiştir. Demirel, ayrıca ‘Dertlerin, kabahatlerin, kusurların sorumlusu rejim değildir. Şikâyet siyasî iktidardansa, seçim onun hem zemini, hem de devasıdır’ demiş, bütün gücün kalkınmaya verilmesiyle fukaralıktan kurtulunacağını söylemiştir. Türkiye’de demokrasinin devamı konusunda şüphe duyanlar veya bunu baltalamaya çalışanlar bulunduğuna da işaret eden Başbakan…

Milliyet yalnız Türk ekonomisini değil, Türk halkının kaderini de yakından ilgilendiren günün en önemli sorununu ünlü beş iktisatçımıza inceletti

Kraliçe Toto’yu kazanan THY uçağıyla Londra’ya gidecek — Türk Hava Yolları, bugün şartlarını ilân ettiğimiz Kraliçe Toto adlı oyunu kazanan bir talihli okuyucumuzu Dünya Güzellik Yarışmasını seyretmek üzere Londra’ya götürecektir. Milliyet de, talihli okuyucunun seyahati için gerekli kanunî dövizi armağan edecektir

Ve “Yaşıyorsak tesadüfen yaşıyoruz. Allah hepimizi korusun…” şeklinde bitirmiş, o günkü yazısını Abdi İpekçi. Yazdığı diğer şeyler daha az ilginç değil (yukarıdaki resim tıklanırsa battal boyda açılabiliyor).

12 Eylül 1980 darbesine varan “anarşi ortamı”nın, “komünizme karşı verilen amansız mücadelenin” başlarındayız henüz. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan daha asılmamış.

Soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri” diye de tahlil edilmiştir hani… Kim demiş, kimler demiş tahmin edin?

Talihli okuyucu”, “ODTÜ öğrencisi” falan filan…

Vatanını-milletini seven, gayet masum sözler tabii ki bunlar. Kolayca yedirilebilen, millî meselelerimize ilaç niyetine söylenen, bir yerde… Kamu oyunu mal yerine koyduktan sonra “kamuoyuna mal edilmiş” bile diyebiliyoruz rahatlıkla, bakınız.

Ha, bir de bütün gücümüzü kalkınmaya vermeliymişiz; adalet partisine göre…

Adalet ve Kalkınma… Bunlar güzel kelimeler de, —tezahürleri ortadayken— kimsenin hangi tarafa nasıl pay edildiğinden bahsetmiyor olmasında bir gariplik yok mu sayın seyirciler?

11. sayfada devam ediyor yeri küçük “Demirel haberi” ve şöyle bitiyor: “Düşünce ve sistemler, doktrinler, Türkiye’nin ihtiyacı olan mal ve hizmetleri üretemezler. Bunların yeter miktar ve kalitede üretilmesi ekonomi tekniği ile ilgili bir meseledir.

Hemen altındaki tek sütuna sekiz-on santimlik “Demirel’i karşılarken kazâda ölenlerin sayısı 7’e çıktı (KAYSERİ- THA)” başlıklı (dizgisine dokunmadan) başka bir haberde ise şunları okuyoruz:

Başbakan Süleyman Demirel’in önceki gün karşılanışı sırasında bir münübüs ve kamyon ile iki motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kazada…” — “ölen 7 kişinin cenazelerinin AP İl Başkanlığı büyük bir törenle kaldırmıştır.

Görünmez kazalar… Mukadderat…

Tesadüfen oluyormuş ya hep bunlar.

Halkın ihtiyaçlarının farkında olmak, geleceği görmek diye işte ben buna derim!

Şu da aynı gastenin başka bir sayfasından alıntıdır:

“HAYSİYETLİ MİLLÎ KALKINMA VE HAK HUKUK PARTİSİ”

H.M.K.H.H.P.

Kısacası sevgili seyirciler,

1969–2013… Daha eskilerden de başlatabiliriz: Herkes birşeyleri sıvazlamaya devam ediyor. O şeyin ne olduğuyla hem çok ilgili hem de ilgisiz bir biçimde.

Edelim bakalım.

Kategori: alıntı, yazı