Eskilerden bir müzik

Ali Riza Esin, 19 Şubat 2013 — 2 dk.

Gençliğimde sevdiğim bir şarkıydı: “The Melody Plays”… Seksenli yıllardan bir pop müzik parçası…

Müzik tarihine (buralarınkine en azından) geçecek kadar ünlü bir kadın olmadı hiç Yvonne Wilkins. “Pop” türüne yakışır bir süreliğine parladı ve geçti… O günlerde, o günlerin müzik piyasası denebilecek ortamlarından birinde bulunmuşluğum sayesinde tanışmıştım ben de müziğiyle ve —single kapaklarındaki suretleri üzerinden ne kadar olursa işte artık—, kendisiyle. Başka şarkısını da hatırlamıyorum — bir albüm insanı olmadı benim için; meslek icabı dinlediğim, dinlettiğim müziklerden biriydi ve ben o sıralarda daha çok elektronik müziğe ve progressive rock’a merak salmıştım.

Akla düştü, bir videosu var mıdır acaba diye ararken rastladım tekrar geçen ay; “Retiree Yvonne Wilkins” (New York Magazine, 6 Ocak 2013) başlıklı bir yazı sayesinde. Kısa bir röportaj… Kanlı canlı Yvonne Wilkins! Hem de emeklisi!

O röportajdan birkaç alıntı:

“How long have you lived in New York?
– Since 1968. I took a bus up from Washington, D.C., the day Martin Luther King Jr. was assassinated.

And before that?
– Dover, North Carolina. My father was a sharecropper and grew tobacco, sweet potatoes, and cucumbers.

Growing up in the South back then must have had its challenges.
It was the time of ‘for colored only.’ The Ku Klux Klan burned crosses in our yard. One time my mother sent me to the store to get saltines; I gave the guy a dollar and he said, ‘How many niggers are in a dollar?’ I shot back, ‘How many crackers are in a box?’ He threw me out of the store.

Where do you live now?
– Ditmas Park. My husband and I moved there in 1979.

How did you two meet?
– He was a subway conductor, and one day I was coming from 34th Street and saw him standing on the F train platform. He looked at me and said, ‘I finally met my soul mate.’ We married three years later.

(Interview by Alexis Swerdloff)

Videosunu da buldum sonra; şu aşağıdaki…

Son zamanlarda çekilmiş bir fotoğrafı mevcut, yazı orijinalinde. Şarkımızdaki aman aman abla gitmiş, başka bir abla gelmiş yerine. Hâlâ güzel, —hatta daha güzel bir ablaydı artık benim için—, anlattıklarıyla da…

İzlerken, okurken mütemadiyen gülümsediğimi hatırlıyorum. Yazarken de karşımda duruyor fotoğrafı şimdi, gülümseyerek bakıyorum. Ona mı yoksa o zamanlarıma mı, bilmiyorum şu anda… Bir disko şarkısı üzerine… Yok daha neler!

Neden olmasın gerçi…

Yvonne Wilkins’i diyorum…

Ve gülümsemek… Gülümsemek gülmekten çok daha değerlidir bazen. Evet evet, gülmenin bizzat kendisinden ve dahi gülüp geçmekten… Neyse işte, anlatırım yine belki bir ara —anlatabilirsem eğer.

Kategori: alıntı, müzik, video, yazı