Hayranlığın masumiyet ilkesi

Ali Riza Esin, 24 Haziran 2012 — 1 dk.

“Hayran olmada bir masumluk var: Kendilerine de bir gün hayran olunabileceği hiç akıllarına gelmemiş olanlarda bulunur.”

Nietzsche’nin İyinin ve Kötünün Ötesinde (Çev. Ahmet İnam, Say Yayınları) kitabının “Aforizmalar ve Oyun Arası” başlıklı bölümünde yazanlardan.

Hayran olmak yine de hayran olmaktır tabii (deyim olarak) ama “kendilerine de bir gün hayran olunabileceği”ni aklına hiç getirmemiş olanlarla “kendilerine de bir gün hayran olunabileceği”ni aklından hiç çıkarmayanlar arasında hayranlıktan anladıkları şey —ve hayranlıkları— anlamında, o “masumluk” kadar da olsa bir fark olduğunu düşündürebiliyor.

Bir şeyin “masumluk”, masumiyet içerip içermemesi az fark mı?..

Bunun bir karşılık umarak (her ne şekilde olursa olsun bu karşılık; karşılık beklediğini bilerek olsun veya bilmeyerek olsun; bu iki şey arasındaki farkın farkında olsun veya olmasın insan…) başlayan şeylerin aslında hiç olmayışlarına, sahteliklerine, su götürürlüklerine, havada kalışlarına, sözde kalışlarına kadar yolu var.

Sakat iş.

Ve sonradan değişebilen şeylerden de değil bunlar. Tıpkı karakter gibi.

İlk bakışta anlaşılmıyor.

Görünümlerinden hele, hiç!..

Hayran olmak…

Saflığıyla, safiyaneliğiyle, naifliğiyle güzelmişti nitekim.

Başkası bizi bozar.

Kategori: alıntı, yazı