“Her şeyin her şeyle uyum gösterdiği sonsuz an”

Ali Riza Esin, 25 Haziran 2013 — 2 dk.

Bugün Birikim Dergisi web sitesinden okuduğum Gezi Direnişi ile ilgili enfes bir yazı, “Başlangıçta Eylem Vardı…” başlıklı Erdoğan Özmen yazısı, bana John Berger’in Kıymetini Bil Herşeyin kitabındaki bir yeri hatırlattı.

“Kendimizi farklı bir zaman algılaması içinde düşünelim. Spinoza’ya göre sonsuzluk şimdi’dir. Bu bizi bekleyen bir şey değil, her şeyin her şeyle uyum gösterdiği ve hiçbir değiştokuşun uygunsuz olmadığı, kısa ancak sonsuz anlarda yüz yüze geldiğimiz bir şeydir.

Rebeca Solnit Hope In The Dark (Karanlıkta Umut) adlı önemli kitabında, Sandinist şair Gioconda Belli’nin Nikaragua’daki Somoza tiranlığını yıktıkları ânı tasvir edişini alıntılar: ‘Sihirli, kadim bir büyünün etkisiyle sanki tam da evrenin yaratıldığı yere geri gittiğimizi hissettiren iki gün.’ Sonradan ABD’nin ve paralı askerlerin Sandinistler’i hezimete uğratmış olması geçmişte, şimdide ve gelecekte yaşanmış olan o ânı asla yok edemez.”

Evet, böyle diyordu John Berger. Bu algının tıpatıp aynısı olduğunu iddia edemem ama bir benzerini ben de duydum, tanıklık ettim geçtiğimiz günlerde. Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir his… Koyverdiğinde beliren bir esriklik, uçsuz bucaksız bir özgürlük duygusu… İşte galiba-o-duyguyu şöyle tasvir ediyordu Erdoğan Özmen, yazısının hemen başında:

“Bu ışıltı hiç azalmasa. Bu parlaklık, keskin göz kamaşması… Sınırsız neşenin, yaratıcı enerjinin, olağanüstü mizahın, hep daha da çoğalan zekanın, hepimizi yukarıya, daha iyi olmaya çeken eşsiz iyilik jestlerinin, yüce gönüllülüğün büyüyen yangını hep sürse, çoğalarak. Beklenmedik kardeşlik anları, kendiliğinden dayanışma, nezaketle, usulca ‘gösterilen’ hesapsızlık, ve fedakarlık her şeyi içine alsa. Geride kalan her şey silinse, yok olsa.”

Ve ortalarına doğru…

“Şunun şurasında ne kadardır ki bir insan ömrü! Bütün o dileklere hayat veren, onları ete kemiğe büründüren ve iktidarı olanca kötülüğü içinde yakalayan bir direniş, üstünde evrensel eşitlik ve adalet ilkesi yazan bu kolektif eylem düştü ya payımıza. ‘Daha ne olsun!’, tam budur işte.”

Yazının bağlantısını yukarıda verdim; temsilen aldığım bu paragraflar tamamını okumaya sevk eder mi bilmiyorum ama öyle olursa, tüm bu süreç boyunca Taksim’de bulunmayanların zihinlerinde de o sonsuzluk ânını, Gezi Ruhu’nu tekrar edebilir, yaşatabilir belki.

Şimdiki geniş zaman’ı…

sen geç diyene kadarlık bir şimdi / durmadan duran bir şimdide saklı

Kategori: alıntı, exlibris, yazı