Hiçbiryer (…)

Ali Riza Esin, 17 Mart 2012 — 4 dk.

Yine bir kitaptan, yine John Berger’den bazı alıntılar…

Buradan sonrası, kendisinin kaleminden, o kitaptandır. Kitabın künyesini alıntıladığım yazı parçalarının en altına düştüm; bu postanın sonuna eklediğim tek kelimenin hemen öncesine.

Dogville

QUOTE

Dikkatle Bakınca

(…)

Öncelikle basit, yalın olmak ile basitleştirme arasındaki ayrıma bakalım. İlki, bir şeyin temeline inmekle alakalı. Ötekiyse —basitleştirme— çoğunlukla iktidar için çevrilen dolapların bir parçası. Basitleştirme kendi menfaatinden başkasını düşünmeyenlerin işidir. Siyasi önderlerin çoğu her şeyi basitleştirirken, güç sahibi olmayanlar olaylara basitçe tepki gösterir. İkisi arasında çoğu zaman derin bir uçurum vardır.

(…)

Mekânla İlgili On Not

1

Hâlâ Marksist misin? diye soruyorlar. Kapitalizmin tanımına uygun olarak kâr peşinde koşmanın yarattığı yıkım daha önce hiç bugünkü kadar yaygınlık kazanmamıştı. Bunu bilmeyen yok. Öyleyse bu yıkımı çok önceden tahmin eden ve analizini yapan Marx’a neden kulak verilmedi? Bu sorunun cevabı insanların, pek çok insanın, siyasal yönelimini tamamen kaybetmiş olması olabilir. (…)

(…)

2

(…)

3

(…)

4

‘(…) Burası çok kalabalık. Sen nerdesin? İnanmıyorum! Hava nasıl? Biniyorum şimdi — sonra ararım seni…’

Dünyanın tüm şehirlerinde ve varoşlarında her saat milyarlarca cep telefonu konuşması —ister iş için, ister özel— çoğunlukla arayanın nerede bulunduğunu söylemesiyle başlar. İnsanlar her şeyden önce nerede olduklarını kesinlikle belirtmek ihtiyacındadır. Sanki hiçbir yerde olmayabileceklerini imleyen bir güvensizlik duygusu taşırlar. Bir alay akıl karıştırıcı şeyle kuşatılmış olunca, kendi geçici köşe taşlarını oluşturmak ve paylaşmak durumunda kalırlar.

(…)

Günümüzdeki küresel kaosun anahtar terimi yer değiştirme ya da yeni bir yer belirlemedir. Bu sadece nerede ucuz emek varsa ve çalışma yasaları nerede asgari düzeydeyse üretimi oraya kaydırmak anlamına gelmez. Aynı zamanda da günümüzün yeni iktidarının sınır tanımayan çılgın hayallerini içerir: dünyanın tek bir akışkan piyasa haline gelmesi için şimdiye kadar bilinen belli başlı sabit yerlerin özgüvenini ve saygınlığını sarsma hayali.

Esas olarak tüketmedikçe kendini boşlukta hisseden ya da öyle hissettirilen kimsedir tüketici. Marka adları ve logolar Hiçbiryer’in mekânlarına tekabül eder.

(…)

6

(…)

(…) (E)n önemli şey, halihazırdaki kaostan çıkar sağlayanların, besleme medya yorumcuları aracılığıyla, halka sürekli yanlış bilgi verdiklerini ve onu yanılttıklarını kavramak ve hiç akıldan çıkarmamaktır. Onların bu türden açıklamaları kimseye yarar sağlamaz.

Ancak, şirketlerle ordularının kendi Hiçbiryer’lerine bir an önce egemen olmak için geliştirdiği bilgi teknolojisi aynı zamanda, ele geçirmeye çalıştıkları Heryer’de başkaları tarafından da iletişim aracı olarak kullanılıyor.

Karayipli yazar Edouard Glissant bunu çok güzel açıklıyor: ‘…küreselleşmeye karşı direnmenin yolu küreselliği inkâr etmek değil, ihtimal dahilindeki tüm özgüllüklerin sonlu toplamını tasavvur etmek ve bunlardan birinin yokluğunda küreselliğin bizim için olması gereken şey olmayacağı fikrine alışmaktır.’

(…)

Kendi köşe taşlarımızı oluşturuyor, yerleri adlandırıyor, şiiri keşfediyoruz. Evet, bu ara zamanda şiirin keşfedilmesi gerekiyor. Gareth Evans:

(!..)

(!..)

(!..)

(!..)

(!..)

(!..)

kıymetini bil herşeyin

(…)

7

Onların Hiçbiryer’i daha önce benzeri görülmemiş olduğundan, tuhaf bir zaman algılaması yaratıyor. Sayısal zaman. Gece ve gündüz, mevsimler, doğum ve ölüm demeden, kesintisiz, sonsuza dek sürüp gidiyor. Para kadar lakayt. Sürekli ama tamamen bağlantısız. Geçmiş ve gelecekten bağımsız kılınmış şimdiki zaman o. (…)

Emily Dickinson’dan birkaç sayfa okuduktan sonra gidip Von Trier’in filmi Dogville’i görün. Dickinson’ın şiirinin her durağında sonsuzluk varlığını hissettirir. Oysa film tam aksine sonsuzluk gündelik hayattan en ufak bir iz bırakmamacasına silindiğinde neler olduğunu gösterir insafsızca. Öyle ki, tüm sözcükler ve onlardan oluşan dil bütünüyle anlamını yitirir.

Soyutlanmış bir şimdiki zaman içinde, sayısal zamanda, hiçbir yer bulunamaz ya da kurulamaz.

8

Kendimizi farklı bir zaman algılaması içinde düşünelim. Spinoza’ya göre sonsuzluk şimdi’dir. Bu bizi bekleyen bir şey değil, her şeyin her şeyle uyum gösterdiği ve hiçbir değiştokuşun uygunsuz olmadığı, kısa ancak sonsuz anlarda yüz yüze geldiğimiz bir şeydir.

Rebeca Solnit Hope In The Dark (Karanlıkta Umut) adlı önemli kitabında, Sandinist şair Gioconda Belli’nin Nikaragua’daki Somoza tiranlığını yıktıkları ânı tasvir edişini alıntılar: ‘Sihirli, kadim bir büyünün etkisiyle sanki tam da evrenin yaratıldığı yere geri gittiğimizi hissettiren iki gün.’ Sonradan ABD’nin ve paralı askerlerin Sandinistler’i hezimete uğratmış olması geçmişte, şimdide ve gelecekte yaşanmış olan o ânı asla yok edemez.

9

Bunları yazdığım yerin iki kilometre aşağısındaki çayırda dört eşek otluyor, iki dişiyle sıpaları. (…)

(…)

Başları öne eğik, otlaya otlaya uzaklaşıyorlar, kulaklarından hiçbir şey kaçmıyor, pür dikkat izliyorum onları. Bu durumda bir öğle vakti bir aradayken, karşılıklı değiştokuşumuzda birbirimize sunduğumuz temel bir değer var ki ben onu ancak minnet olarak tanımlayabilirim. Yıl 2005, aylardan haziran, bir çayırda dört eşek.

10

(…)

UNQUOTE

 

John Berger, Kıymetini Bil Herşeyin, Çev. Beril Eyüboğlu, Metis Yayınları

Altı…

Kategori: alıntı, exlibris, yazı