Hoş bir metin parçası: Deneyimler ve hassasiyetler

Ali Riza Esin, 7 Ocak 2017 — 1 dk.

“Deneyimler ve hassasiyetler hiç bitmeyen bir döngü içinde birbiriyle gelişir. Herhangi bir hassasiyetim yoksa hiçbir şeyi deneyimleyemem ya da çeşitli deneyimler edinmeden hassasiyet geliştiremem. Hassasiyet kitap okuyup bu konuda ders alarak geliştirilebilecek bir meziyet değildir. Sadece uygulamayla olgunlaşabilecek teknik bir beceridir.
Çay içmeyi ele alalım. Güne gazetemi okurken yanında bir bardak bol şekerli çayla başlarım. Aslında çay şekerin bahanesidir. Bir gün şekerle gazete arasında çayın tadını pek de almadığımı fark ederim. Koyduğum şekeri azaltır, gazeteyi bir kenara bırakır, gözlerimi kapar ve çaya odaklanırım. Kendine has kokusunu ve lezzetini duyumsarım. Kısa sürede kendimi siyah ve yeşil çay gibi farklı türleri denerken bulurum, enfes tatlarla hassas karışımları karşılaştırırım. Birkaç ay içinde süpermarketlerde satılanları bırakıp çayımı aktarlardan almaya başlar, Çin’in Siçuan eyaletindeki Ya’an dağlarının eteklerinde yetişen, panda dışkısıyla gübrelenmiş ‘panda dışkısı çayı’ndan ayrı bir keyif duymaya başlarım. İşte böylece çay hassasiyetimi bardak bardak damıtır ve bir çay eksperi hâline gelirim. Çay içme ritülellerimin ilk günlerinde bana Ming Hanedanlığı’ndan kalma porselen bir fincanda panda dışkısı çayı sunmuş olsaydınız, kıymetini bilemez, bu özel çaya karton bardaktaki poşet çaydan farklı davranamazdım. Hassasiyetiniz olmayan bir konuyu deneyimleyemezsiniz, tıpkı uzun bir deneyimleme sürecinden geçmeden hassasiyet geliştiremeyeceğiniz gibi.”

Son cümlenin İngilizcesi: “You cannot experience something if you don’t have the necessary sensitivity, and you cannot develop your sensitivity except by undergoing a long string of experiences.”

Güzel çeviri…

HOMO DEUS, Yuval Noah Harari (Kolektif Kitap, Çev. Poyzan Nur Taneli) —SAPIENS gibi aynen— okumadan geçilmemesi gereken bir kitap.

Kategori: alıntı