Hüzünde duygusallığa yer yok

Ali Riza Esin, 28 Ekim 2011 — 1 dk.

Demiş ki William S. Burroughs:

“In deep sadness there is no place for sentimentality.”

Yoruma açık olmadığı muhakkak ama çevireni ben olsaydım, bu sözdeki “sadness” kelimesini “hüzün” diye alırdım; “üzüntü” olarak değil. Öncesindeki “deep”in hatırına mı, —yani “derin”le pekiştirilmiş olmasından dolayı mı— öyle yapardım bunu, yoksa öyle bildiğimden mi, bilmiyorum ama öyle… Öyle yapardım.

Ve evet, hüzün, içinde duygusallık olmayan bir “duygu yaşantısı”dır.

Bir keresinde “Bu yazıda bir hüzün gördüyseniz anlamamışsınızdır diyebilirim mesela…” derken bunu kastetmiş olabilir miyim?

Belki…

Hüznü “Gerçeklikle girdiğimiz bir ilişki türü…” olarak tanımlar İnam Hoca*. Bir hâl olarak…

Üzüntüyle hüznün birbiriyle karıştırılması, “depresyon”un veya depresif görünen bazı hallerin “melankoli”yle karıştırılmasına benzeyen, talihsiz bir algılamadır ya da o halleri farklı yaşayan veya gözlemleyenlerin kanıksadıkları biçimleriyle yerleşmiştir zihinlerimize. Etiketlerimizde küsüratlı durumlara veya farklılıklara yer yoktur çünkü; bir şey, bir şeye benziyorsa, o, odur. Her şeyi olduğu gibi tanımlayacak halimiz yok ya, olması gerektiği gibidir olsa olsa. Öyle olmalıdır. Bütün ağaçlar odundur, örneğin. Bu kesin!

Öyle olsun.

 

* Hıyarlar Devrim Yapamaz, Mahzun, Prof. Dr. Ahmet İnam

Kategori: alıntı, yazı