Kaptanın dediği olur

Ali Riza Esin, 17 Eylül 2013 — 1 dk.

“Alçaklık konusunda onlar olsa olsa hevesliydiler; ama Abuzer Reis bu iş için para alıyordu.”

“Kırbaç Süleyman kamaradan seyir güvertesine çıktığında gecenin serin havasını ciğerlerine çekti. İç bulantısı azalmıştı. Kıç tarafında feneri yanan Amat rüzgârı omuzluktan alarak seyretmekteydi. Kendilerini takip eden Venedik kalyonundan kurtulmak için bu feneri söndürmeleri yeterliydi ama bu onursuzca bir tavır olurdu.”

(…)

“‘Gece boyunca bu fener niye yakılmadı! Çağırın bana Abuzer Reis’i! Haydi durmayın! Getirin buraya o şerefsizi!’

Abuzer Reis az sonra seyir güvertesindeydi. Feneri yakmadığı için kendisini azarlayan Diyavol Paşa Hazretlerine şunları söylüyordu:

‘Ama efendim! Sen dedin ne yap et o üç kalyondan kurtul diye. Ben de feneri söndürdüm. Karanlıkta bizi göremediler ve izimizi kaybettirdik.’

Efendimiz ise, ‘Demek sana ‘ne yapıp et’ dedim ha! Bir korkağın ‘yapıp edecekleri’ ile yürekli ve efendi birinin ‘yapıp edecekleri’ arasında nasıl bir fark olduğunu anlaman için bizzat yürekli ve efendi olman icap eder,’ dedi. ‘Yazıklar olsun sana! Ama çok üzülme! Sana ceza vermeyeceğim. Çünkü sende, bu gemideki hiç kimsede bulunmayan bir meziyet var.’

Bu lâfı duyunca Abuzer Reis gülümseyecek oldu, ama Kaptan Efendimiz sözüne şöyle devam etti:

‘Sendeki meziyetin adı alçaklık! Evet, topçular, tüfenkçiler, gabyarlar, yelkenciler, marangozlar bu gemiye ne kadar lâzımsalar, senin gibi bir alçak da Amat’a o kadar lâzım. Zâbitler arasındaki yegâne alçak sen olduğun için, bu üstün meziyetinden dolayı, yevmiyeni 45 akçeden 95 akçeye çıkarıyorum. Bu parayı da, mürettabatın ücretlerinden keseceğim. Aldığın parada, günde yarım akçe kazanan 13 yaşındaki bir aylakçının da payı olacak!’

Gemiciler bu hesaba sevinmişlerdi. Geceleyin feneri söndürülmüş bir gemide olmak şerefsizliğini, yevmiyelerinden kesilecek az bir parayla üzerlerinden atmışlardı. Alçaklık konusunda onlar olsa olsa hevesliydiler; ama Abuzer Reis bu iş için para alıyordu. Dolayısıyla gerçek şerefsiz oydu.”

Amat
İhsan Oktay Anar
İletişim Yayınları

Kategori: alıntı, exlibris