Muhteviyatsız demokratlık ve “maneviyatsız dindarlık”

Ali Riza Esin, 7 Temmuz 2013 — 1 dk.

Ancak tamamı okunduğunda tadı çıkarılabilecek, esaslı bir yazı… Bazı cümlelerini buraya da almadan edemedim.

Besim F. Dellaloğlu:

“Kendi dünyamızı, dünyanın bütünü sandığımızda, her farklılık bizatihi bir tehdit olarak görünür bize. Bu değerlendirme sanki Türkiye’deki fikri ya da siyasal akımların ortak bir niteliğidir. Nitelikli düşünce, öncelikle kendi sınırlarının bilincinde olan düşüncedir. (…) Belli bir siyasi görüşe angaje olduğumuzda bile, belli bir göreli özerkliği koruyabilmeliyiz. Eğer bu kadarını bile ortaya koyamaz isek, bu, düşünmediğimiz anlamına gelir. (…) İnsan kendi oldukça fikir sahibi olur, fikir sahibi oldukça da kendisi.”

“İktidarın sık sık el değiştirmesi hem bürokrasiyi hem de aydın ve gazeteci çevresinin iktidarla ilişkisinin daha mesafeli olmasını sağlar. Uzun süreli iktidar süreçleri ise bu mesafeyi azaltır, hatta bugün gördüğümüz gibi yok eder. O durumda iktidarın değişmemesi sizin için hayatiyet arzeder ve giderek borazanlaşırsınız.”

“Bir din olan İslam ile bir siyasal ideoloji olan İslamcılık’ın uzun süre örtüşmesinin giderilmesi zor bir maliyeti olarak ‘maneviyatsız dindarlık’ tüm apaçıklığıyla ortadadır.”

Türkiye’de yayımlanan her gazetenin mutlaka paçavra olması gerekmediğini kanıtlayan ender yayıncılık örneklerinden, Agos’tan, “Sadece Kemalizm eleştirisiyle demokrat olmanın devri geçti” başlıklı bir yazı bu… Sahi, şucu’luktan ekmek yiyenler sadece bucu’lar değilmiş miydi yoksa?..

tamamını okumak lazım:

Sadece Kemalizm eleştirisiyle…

Kategori: alıntı, bağlantı