Ne demiş Özgür Hoca? Özgür Hoca ne demiş?

Ali Riza Esin, 4 Nisan 2011 — 2 dk.

Aşağıdaki yazı, çok eski (ama hep güncel) bir yazıya ek ve onun tek bir paragrafı aslında. Satırların daha kolay takip edilebilmesi için ayrı paragraflara böldüm. Özgür Uçkan’ın “Kaotik Retorik” yazısından bir alıntıdır.

“‘Sistemlerin global doğasının bilimi’ Kaos ile, karmaşanın evrensel davranış biçimlerini izleyerek göçebelik etmek… Her yeniliğe, her yeni fikre, her farklı eyleme bir kaynak, bir kök, bir köken, bir ilkörnek, bir arketip aramaktansa, düşünmek, eylemek ve iletmek… Arketipine bağlanmayan düşünce ve eylemin, ayrıkotu misali, özgürce ve dönüşmeye karşı koymadan yayıldığı şebekeyi izlemek…

Hareket halinde düşünceye katılmak… İletişimin olduğu her yerde ‘topluluk’ da olduğunu bilerek etkileşime girmek… Söylemek kadar dinlemek, anlamak, anlamlandırmak ve dolaşıma sokmak…


Fikirlerin, kendilerini kopyalayarak yayılan virüsler misali yayılıp, mutasyona uğradıkça yayıldıkları şebekeyi de dönüştürdüklerinin farkına varmak… Virüsün, yapısı gereği otonom olduğunun bilincinde olarak, onu kullanmaya çalışan güç ve iktidar tutkunlarının tersine, virüsü ‘taklit etmek’…

Merak virüsünün kodlarına karışıp, sistemin en ince, en derin sırlarına ulaşıp, çekirdekleri, ‘kaynak kodları’nı yarıp açmak… Sözün viral kodlarını çözmek, mutasyona uğratmak ve antiviral ifade biçimleri geliştirmek… Tekniği yeni (ve daha güzel) teknikler geliştirerek kullanmak…

Aleti, malzemenin sunduğu imkânların basit bir açılımından ibaret görmek… Eti küçümsememek, elin alet yapmaktan başka işlere de yarayacağını sürekli olarak yeniden keşfetmek… Arketipin yer almadığı, kendini tekrarlayarak açılan, açılırken dönüşen ve başka hatlarla, düğümlerle, şebekelerle kesişerek yayılan bir şebekenin içinde, farklılığı, çeşitliliği, özgünlüğü, yani ötekini var etmek…

Özgürlüğü ve topluluk hakkını dolaşımda tutmak… Bilginin dolaşımı ve tüm mevcut ya da mümkün iletişimin hem etik hem de estetik kullanımının zaman ötesi kurallarını araştırarak uygulamak… Arketip olmadığına göre, bilgi ve enformasyonun –ve ifade içerik ve biçimlerinin– mülkiyeti de olamayacağını ortaya koymak… Sözcük, ses, durağan ve hareketli imge gibi iletim ortamları ve ifade tarzlarının tümünü kesip – biçip – yapıştırıp – ilişkilendirip – dönüştürüp ya da oldukları gibi kullanmak…

Ötekini ötekine iletmeyi, gururla, bilginin dolaşım hakkı adına yapmak… Pekin’de kanatlarını çırpan kelebeğin gelecek ay New York’ta fırtına sistemlerine dönüşmesini izlemek… Düşünceye ‘kelebek etkisi’ verip, hayata geçmek…

Bilgiyi neşelendirmek için…”

Herkes her şeyi kendi kendine yapmıyor. Her şey kendi kendine olmuyor. Ve bilgi neşelendikçe daha güzel, evet.

Güzel günler!

Kategori: alıntı