Okuya okuya bitiremediğim kitap: Siddhartha

Ali Riza Esin, 27 Haziran 2010 — 2 dk.

Yaşamınız boyunca birkaç kez okumaktan birbirinden değişik hazlar duyabileceğiniz, yaşamınız boyunca bir kez bile olsa mutlaka okumanız gereken, ilk okuduğunuzda çoğu kitaptan farklı olarak bitirmek istemediğiniz için ağırdan alabildiğiniz, satır satır içe içe, sindire sindire, sündüre sündüre okuduğunuz kitaplar vardır.

Benim için işte böyle bir değer taşıyan bir kitaptan kısa bir iki alıntı yapmak istedim bu kez, yine kitapta Siddhartha ağzından söylendiği gibi “Bilgelik bir başkasına anlatılamaz; bir bilgenin başkalarına anlatmaya çalıştığı bilgelik aptalca bir şey gibi gelir kulağa.”, ama olsun.

Hermann Hesse’nin “Siddhartha” isimli başyapıtından bahsediyorum. Kitabın tümünü tarife yetmiyor bence ama Hesse, “Bu kitapta,” demiş, “tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım.”

Bana göre ise Hesse bu kitabında tek ve mutlak gerçeğin şimdiki an ve tüm varlıkların mutlak bütünlüğü olduğunu, iyi veya kötü diye bir şey olmadığını, her şeyin başının sevgi olduğunu -“yakalamış” demeyi istemem, “aktarmış” diyebilirim rahatça.

“(…) Irmak aynı zamanda her yerdedir, kaynadığı yerde, döküldüğü yerde, çağlayanda, kayıkta, akıntı yerinde, denizde, dağda, aynı zamanda her yerde ve onun için yalnızca şu an vardır, geçmişin gölgesi diye bir şey bilmez ırmak, geleceğin gölgesi diye de bir şey bilmez.”

“Dinle: Hiçbir gerçek yoktur ki, karşıtı da gerçek olmasın! Yani şöyle: Bir gerçek tek taraflıysa, dile getirilip sözcüklere dökülebilir. Düşüncelerle düşünülüp sözcüklerle söylenebilen ne varsa tek taraflıdır, hepsi tek taraflı, hepsi yarım, hepsi bütünlükten, mükemmellikten ve birlikten yoksun.” (…) “Ancak dünyanın kendisi, gerek çevremizdeki, gerekse içimizdeki varlık asla tek taraflı değildir.” (…) “Böyle gibi görünmesi yanılmamızdan, zamana gerçek bir nesne gibi bakmamızdandır.” (…) “Zaman da gerçek değilse, dünya ile sonsuzluk, acı ile mutluluk, kötü ile iyi arasında var gibi görünen çizgi de bir yanılgıdan başka şey değildir.”

“Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmasını beceremez, dışardan hiçbir şeyi alıp kendi içine aktaramaz, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak. Sen, ey saygıdeğer kişi, belki gerçekten arayan birisin, çünkü amacının peşinde koştuğundan hemen gözünün önündeki bazı şeyleri görmüyorsun.”

Siddhartha, Can Yayınları’ndan çıkmış çok eski bir roman; Almanca aslından çeviren Kâmuran Şipal.

Çok okudum, yine okurum.

Kategori: alıntı, exlibris, yazı