“Picasso’yu bilmezse, evlenir misin onunla?”

Ali Riza Esin, 7 Kasım 2012 — 3 dk.

“Ne işe yarar sorusu, tam bir geri kalmış ülke sorusu… Oysa bir şey ne kadar fazla bir işe yarıyorsa, o kadar az işe yarar; ve ne kadar az işe yarıyorsa o kadar çok işe yarar.”
Ali Nesin

İsmet Berkan, NTV’de bir bilim programı yapmaya başladı. X, Y, Z isimli program, perşembe günleri saat 22.15’te yayınlanıyor. İlk programın konusu “Matematik Eğitimi ve Cebir” idi. Meraklı bir ön keyifle izlediğim, güzel bir televizyon programı oldu. Arada oluyor böyle… Arada bir, güzel şeyler de oluyor.

Saygıya değer konukları vardı Berkan’ın. Prof. Dr. Tosun Terzioğlu ve Ali Nesin… Profesör Doktor…

Özellikle hoşuma giden, eğlenceli bir sohbet bölümü… Aşağıya not düştüğüm diyalog, programın hemen başlarındaki o bölümden alıntıdır.

Konuklarına “Öğrencilerin cebir öğrenmeye ihtiyacı var mı?” sorusunu sorarak başladı İsmet Berkan. Tosun Terzioğlu ile…

“Çok karşılaştığımız bir soru var; eminim sizler bile karşılaşmışsınızdır, ben de çok karşılaştım. ‘Bu okulda bu matematiği okuyoruz ama hayatta bizim ne işimize yarayacak?’ diye bir yaygın soru vardır…” şeklinde bir girişle…

Tosun Terzioğlu’nun —başka güzel— yanıtlarından sonra Ali Nesin’e yöneltti aynı soruyu İsmet Berkan:

“Ali Nesin’in çok güzel bir kitabı var. ‘Kim korkar matematikten’ diye… Neden korkuyoruz matematikten?”

Ali Nesin: Zor olduğundan tabii. Daha zor. Diğerlerine göre daha zor…

İsmet Berkan: Neden Coğrafya’dan daha zor matematik?

Ali Nesin: Neden daha zor… Çünkü Coğrafya’dan… diyelim ki Orta 2’nin Coğrafya’sını bilmeden Orta 3’ün Coğrafya’sını anlarsın. Tarih de mesela… Ortaçağ Tarihi’ni bilmeden Yeniçağ Tarihi’nden iyi not alabilirsin. Fransız Tarihi’ni bilmeden, işte, Endüstri Devrimi’nden iyi not alabilirsin. Ama bilimde temel lazım. Temeli bir defa kaçırdın mı, gerisini yakalamak zor oluyor.

İsmet Berkan: Peki, dört işlemi bilmek bize niye yetmiyor? Daha fazlasına neden ihtiyacımız var?

Ali Nesin: Ya, bu soru, işte daha önce Tosun Bey’e de sorduğunuz soru, ne işe yarar sorusu, tam bir geri kalmış ülke sorusu…

İsmet Berkan: Hayır, o yüzden soruyorum zaten. Tam da bu sebeple yani…

Ali Nesin: Yaptığımız her şey, bütün bu emekler, çabalar, biz oğlum, kızım, seni okutuyoruz, bir işe yarar. Bir, bir şeye yarar, filan şeysi… tam bir tipik geri kalmış ülke sorusu. Oysa, ne kadar fazla bir şey bir işe yarıyorsa, o kadar az işe yarar. Ve ne kadar az işe yarıyorsa o kadar çok işe yarar. Yani… Sanat gibi, Felsefe gibi, Matematik gibi şeyler… Bunlar özellikle şu işe yarasın diye yapılmaz. Yani… Mesela… Picasso’yu bilmek ne işinize yarıyor burda? N’oldu… Picasso’yu bildiniz de n’oldu? Ama Picasso’yu bilmezsen burda olabilir misin? Olabilir mi. Mümkün müdür. Picasso’yu bilmeyen bir fizikçi, mühendis, herhangi birisi mümkün mü? Yani, eş seçerken bile, karın, kocan, müstakbel, Picasso’yu bilmezse, evlenir misin onunla, evlenmezsin tabii ki, yani… Çünkü o, Picasso’yu bilmeyen birşey, ne işe yarar? —hiçbir işe yaramaz. Ama her şeye yarar. Bu böyle birşeydir. Matematik, Felsefe ve Sanat, özellikle bir işe yaramayan şeylerdir. Marangozluk bir işe yarar. Masa yaparsın. Ve sadece o işe yarar. Masa yapmaya yarar yani. Ama, Matematik, yani, sen matematik öğren de mühendis ol dersen, bir işe yarasın dersen eğer, ne kadar fazla bir işe yarasın dersen eğer, o kadar çapın küçülür. O kadar küçük çaplı olursun. O kadar, ilerisini göremezsin.

Kategori: alıntı, söz, yazı

Bir yorum yaz