“Solduyu”

Ali Riza Esin, 5 Ağustos 2012 — 1 dk.

Roni Margulies, Taraf’ta yazmış; Vasıf Kortun, tweet’lemiş: “Cehennemin Kapısı Açıldı!” şeklinde. Böylece farkettim ve okuyabildim devamını, kısmen.

Şu cümlesi bana yetti:

“Ulan ben zaten güzel domates yiyorum, hâlimden memnunum. Gelip bunu bozuyorsun, sonra bozulmamışını bana daha pahalıya satıyorsun!”

“Kapitalizmin domatesleri”nin…

Hıyarları var bir de…

Meraklısı çok.

Estetiğin hiçbir ekonomik düzenle ilgisi yok.

Olmanın ya da olmamanın…

Kanat Atkaya da “çift yazan saka tebeşirleri”nden bahsetmiş, —“‘Su’dan notlar” başlıklı— bugünkü yazısında —ki Osmanlı esnaflarından, sakalardan bahseden güzel bir alıntıyla…

Bu tebeşir mevzusunu yeni öğrendim. Sakaları biliyordum, son temsilcileri çocukluk mahallemin olağan figürlerindendiler, galvanizli saçtan bidonlarıyla. Ve sonra sonra uzun burunlu bulgar göçmeni kamyonlarının arkasında taşıyarak dağıttıkları, kalın hasırdan kılıfların sarıp sapladığı yeşil camdan devasa şişelerdeki içme sularını da…

Su musluktan içilirdi bizim evde o zamanlar. İstanbul’daki mahalle çeşmelerini de hatırlıyorum, domatesin domates olduğu zamanları da…

Eğer bir şeyin gerçeğini görmüş ve benimsemişseniz, o şeyi referans almanız gayet doğaldır. Asıllar ve muadiller arasındaki farkın ayırdına daha kolay varabilirsiniz böylece. Sonraların ham olgunluklarını seçmek, olması gerekenleri olması gerekmeyenler arasından ayıklamak, size daha kolay gelebilir.

Her çeşidinden hamhalatlıkları…

Neyse işte… Derim ki, daha yukarıdakileri, bağlantılarını verdiğim yazıları okuyun siz asıl.

Kaynağından…

“Tatlı niyetine… Şifa niyetine…”

Kategori: alıntı, yazı