“Trajedi”nin trajedisi: Bir dipnot…

Ali Riza Esin, 26 Haziran 2012 — 3 dk.

Hacker nedir, ne değildir

“Trajedi”, doğru bilinmeyen (her yönüyle bilinmeyen) kelimelerimizden. Galiba öyle…

Cumartesi günü katıldığım “HackCon I: ‘Hacker’ nedir, ne değildir?” başlıklı etkinliğin konuşmacılarından Ufuk Eriş’in —benim özellikle ilgimi çeken— konuşmasında yer verdiği bir bölüm üzerine…

Eriş, konuşmasının bir yerinde Odysseus’un bilinen (söylenen) tarihteki ilk Hacker olduğuna dair fikrini dinleyicilerle paylaşırken, konuşması bağlamında bence de doğru bir ifadeyle trajedi kavramına başvurdu. Ancak oturum sonunda gelen bir soru/görüşle bahsettiği şeyin yanlış anlaşılmış olabileceği ortaya çıktı —ya da ben yanlış anladım konuyu toptan.

Neyse, açıklamalar yapıldı, görüşler alındı, görüşler verildi ve bunlar olurken benim de aklıma bununla ilgili olabileceğini düşündüğüm bir not, daha doğrusu bir dipnot düştü.

Eve döndüğümde baktım hemen ve evet, yanlış hatırlamamışım. Walter Benjamin’in Pasajlar’ının son sayfalarındaki bir nottur bu. Türkçe’si… Çeviren Ahmet Cemal ve aşağıdaki dipnotu yazan da kendisi…

Sayfa 276, 3. dipnot:

“Barok kitabı: Burada Benjamin’in sözünü ettiği çalışma, ‘Alman Trauerspiel’inin Kaynağı’ (Ursprung des deutschen Trauerspiels) adlı doçentlik tezidir. Almanca–Türkçe sözlüklerde ‘Trauerspiel’in karşılığı olarak trajedi sözcüğü kullanılmaktadır. Ünsal Oskay da bu yapıtın adını dilimize Alman Tragedyasının Doğuşu diye çevirmiştir. ‘Trauerspiel’ ve ‘Tragödie’ sözcükleri, Almancada da çoğunlukla eşanlamlı kullanılmaktadır. Gelgelelim Benjamin’in bu bağlamdaki kuramsal düşüncelerinin aktarımı söz konusu olduğunda, ‘Trauerspiel’i dilimize trajedi ya da tragedya sözcükleriyle çevirmek, çok yanlıştır. Çünkü Benjamin’in bu çalışmasındaki temel amaçlarından biri, ‘Trauerspiel’ ile ‘tragedya’ terimlerini birbirinden ayırmaktır. Kendisi, bu konuda şöyle demektedir: ‘Önce bilime, estetiğe yeni bir terminoloji getiriyorum… ‘Tragedya’ ve ‘Trauerspiel’ sözcükleri, yalnızca gelişigüzel sözcükler olarak kullanılmakta. Ben, ‘tragedya’ ile ‘Trauerspiel’ arasındaki ilkesel ayrımı ortaya koyuyorum. Barok döneminin dramları, çaresizliği, dünyaya yönelik bir nefreti dile getirir – bunlar, gerçekten umarsızlığın oyunlarıdır. Oysa Yunan tragedya yazarlarıyla, onların dışında kalan, gerçek anlamdaki tragedya yazarlarının dünya ve yazgı karşısındaki tutumları, boyun eğme tanımayan bir tutumdur. Tutumdan ve dünyayı duyumsama biçiminden yansıyan bu ayrım, önemlidir. Gözden kaçırılmaması gereken bu ayrım, sonunda iki türün, yani ‘tragedya’ ile ‘Trauerspiel’ türlerinin birbirinden ayrılmasını sağlar.’ (Walter Benjamin, Gesammelte Schriften, Band 1. 3., Edition Suhrkamp, Frankfurt am M., 1980, s. 879). Dilimizde Trauerspiel, ‘acıklı oyun’, ‘umarsızlık oyunu’ gibi sözcüklerle karşılanabilir. Ben, Alman Barok dönemine ait teknik bir terim olması nedeniyle, Trauerspiel’i olduğu gibi kullanmayı yeğledim.”

Walter Benjamin, Pasajlar (Çev. Ahmet Cemal, Yapı Kredi Yayınları)

Etkinliğin ses kaydını şu bağlantıdan dinlemek mümkün:

Ve konuşmacılardan Koray Löker’in Twitter ‘bio’sundan alınmış bir cümle… Çoğunlukça yanlış anlaşılan başka bir terim olan “kaybetmek”i ziyadesiyle güzel tercüme ettiğini düşündüğümden dercediyorum:

“(…) Beckett’in dediği gibi yeniden dener, yine kaybeder. Daha güzel kaybeder ama…”

—ki konuyla ilgilidir. Şöyle ilgili:

(yine Ufuk Eriş’ten dinliyoruz)

“Bu başarısızlıkları değil, onların kendilerine has yöntemleridir.”

Bu postada da yinelemem yazıyı doğru bağlar mı bilmem, ama yazıyorum:

Neyin ne olduğu değil, ne olmadığı…

Bu (daha) önemli.

Kategori: alıntı, yazı