Black Mirror ve kamusal tefsir manzumelerinin müphemiyeti

Ali Riza Esin, 20 Şubat 2013 — 1 dk.

The Waldo Moment

Aşağıdaki cümleler Black Mirror isimli dizinin yeni sezon, ikinci bölümünden:

“They did something to people. Like, almost everybody just became onlookers, started watching, filming stuff, like spectators who don’t give a shit about what happens.”

Dizinin özellikle bu bölümünde gösterilen şeyler, başlığımda dizinin ismiyle birlikte andığım bir kavramı hatırlattı bana doğrudan.

Doğru, yalan…

Felsefe başyapıtlarından “Varlık ve Zaman”da geçiyor (Sein und Zeit, Martin Heidegger, Türkçesi Kaan H. Ökten, Agora Kitaplığı); “Kamusal tefsir manzumelerinin müphemiyeti”…

Bir bilimkurgu kitabı, efenim, bir bilimkurgu filmi, dizisi kadar heyecanlı, —nasıl diyoruz, ha, “sürükleyici”— bir eser değil tabii ki ve alıntı yapacak falan da değilim bu defa (ne defa?). Merak eden çıkarsa, canı çeken olursa, alır okur. İletişimciler, İletişim temelli ders görenler, “işleri ‘bu’ olanlar”dan günü destekli okumak, destekli anla(t)mak isteyenler… Belki…

Burada üstünkörü değindiğim (bahsetmedim bile; anmakla yetindim) hadise 137–190 sayfalar arasında geçiyor, genel olarak. Zaman bulamayacaklar sadece 176–185 arasını okusalar da olur; “Müphemiyet” başlığını özellikle.

Black Mirror’ı yeniden seyretmek lazım, sonrasında… Belki…

Daha eğlenceli olabiliyor.

Olmayabilir de.

Kategori: dizi, yazı