Mahremiyetinden mahrum bilgi toplumu(!)

Ali Riza Esin, 15 Ocak 2013 — 2 dk.

Bir şirin görünmek, bir kendi ahlâkını empoze etmek, kendi ahlâkını empoze edenlerden nemalanmak amacıyla yalakalık çabası içine girmek ya da… Kısacası: İbişlik!

“Günümüzde insanlar kendi kendilerine internette özel şeylerini paylaşıyorlar, sonra da aynı insanlar çıkıp yok efendim neden gözetleniyormuşuz gibi laflar ederek kişisel bilgilerin gizliliği, mahremiyet falan gibi konularda veryansın ediyorlar… Hadi ordan!”

Kelimesi kelimesine aynı değilse de buna benzer bir biçimde dile getirenler var bunu, bu görüşü. Bu çok temel mantık hatalarından yola çıkan, yanlış bir düşünce. Öncülleri mesnetsiz, sıkça maruz kalınan safsatalardan bir başkası…

Kendi kendilerine ne halleri varsa halleşsinler ama düşünebilenlerden böyle düşünmeyenlerin de maruz kaldığı uğursuz bir iklimi beslemeye devam etmeleri, bunun böyle sürdürülebilmesinin başlıca nedeni.

Bakalım bir…

Bir:
Siz doğru bulun ya da bulmayın, kişilerin kendi iradesiyle —ve nerede isterse, orada!— kendilerinden bahsetmeleri, kendileri hakkında herhangi bir bilgi vermeleri, internette kayıt tutmaları, vs. yalnızca kendilerinin bileceği iştir. Başkasına zarar vermediği sürece kimsenin keyfiyeti başkasının —özellikle— ahlâk yorumlarına muhtaç değildir.

İki:
Bu böyle olduğu halde insanların o açık bilgilerini biraraya getirip çetelesini tutmak dahi fişlemeye girer; kanunen suçtur.

Üç:
Kaldı ki —zurnanın zort dediği yer!—, gözetlendiğinden, mahremiyet ihlâllerinden şikayetçi olanlar, bunun rızaları hilafına, “kamu yararı” gibi insan hakları söz konusu olduğunda kadük kalan gerekçelerle ve kanun dışı uygulamalarla, gizlice yapıldığından şikayetçiler.

Aradaki farkı hiç anlamıyorsunuz değil mi?.. Bilmeden bilip konuşuyorsunuz yani…

Nasıl bir ibişlikse artık!

Bu farkı fark etmeyenlerin ya da farkında olduğu halde böylesi laf ola beri gele oyunlarıyla demagoji yapmaya soyunanların, ince belli kalın enseli sorunların oluşmasına katkıları kendilerinden çok daha büyük. Onlar olmasa, bunlar da olmazdı gibi bir durumdur hatta —çünkü yanlışlıkları üzerinden insan hakları ihlâllerini, kanunsuzlukları ve hatta cinayetleri bile normalleştirmek gibi bir işlevleri var toplumda. Ya, düşünce veya yorum boyutunda kalanların haricindekiler, yönlendirme, sevk ve idare etme pozisyonundakiler?

“Benim evim de dinleniyor…” demek bir başvekil ağzına ne kadar yakışıyorsa bunlara da ibişlik bir o kadar yakışıyor diyorum —ki bu buz gibi bir kanunsuzluğu normal göstermektir; anormal bir durumu normalleştirmek, yerleştirmek çabasıdır ve bir bakıma da “başarısı”…

Başarılar…

Kişisel bilgilerin gizliliği diye bir şart var; olmazsa olmazlardan. Olmayınca olmuyorlardan… Olmayınca böyle oluyorlarımızdan…

İnsan hakkıdır…

Ama tabii ki insan olmak şartı —her şey gibi— bundan önce geliyor.

İbişlikte aranmaz.