Bilgisayar Destekli Hayat Kılavuzu

Ali Riza Esin, 19 Ekim 2007 — 4 dk.

Bu yazıda, hayatımızı bilgisayara benzetmek, benzettikçe de aslında ne olduğumuzu, ne olmadığımızı; nelere sahip olup, neleri kaçırdığımızı ortaya koymak istiyoruz.

Çokça tespitte bulunmak yerine, bu yazıda sizlerin yorumlarından faydalanmak asıl amacımız. Böylece salt kendi görüşlerimizle odur şudur demek yerine belki de farkında olmadığımız bazı gerçekleri sizlerden katkı alarak paylaşmak ‘en iyisi’ diyoruz ve bu yazı sonuna nakşedeceğiniz surette kendi yazacağınız paragrafları bekliyoruz.

Bu kavramlardan bazıları kendimizden, bazıları ise bilgisayarlardan ilham alıyor. İşte bizim benzetmelerimiz:

Kader

Bilgisayar veya akıllı elektrikli/elektronik aletlerdeki Flash belleği bilirsiniz. Bilmeyenler için söyleyelim; programcısı tarafından önceden tanımlanmış birtakım komutlar, o cihaza yaptırılmak istenen hareketleri belirler. Böylece harici bir komut ve katkı olmaksızın o cihaz, Flash bellek sayesinde görevini bihakkın yerine getirir. Sizce vücudumuzda Flash bellek görevini yerine getiren bir uzuv veya herhangi bir organımızda saklı bir alan veya bizim dışımızdaki bir bilgiişlem merkezinde bizi yöneten önceden tanımlı komutlar mevcut mu?

Depresyon

Bilgisayar kullananlar, özellikle Windows işletim sisteminin herhangi bir sürümüne maruz kalanlar bilir. Makine bazen çalışmak istemez. Çalışır da sizin enerjinize, çalışma isteğinize aynı heyecanla karşılık veremez. Ya birtakım gereksiz yüklerle doludur ki bunları sizlerin yüklemiş olmanız da gerekmez, (hayır, virüs vb. yabancı maddelerden bahsetmiyoruz) ya da o anda kullandığınız bir program, kafasına göre takılan bir başka programın işletim sisteminize yüklediği külfetten mustarip, görevini daha yavaş yerine getirir. Siz farenize istediğiniz kıvraklıkta hükmedin, ekrandaki imleç sizin hızınıza ayak uyduramaz. Hiçbirşey yapmak istemediğiniz zamanlar olur mu veya bu gibi zamanlarda aslında hayat normal seyrine devam ederken siz ne gibi gereksiz yüklerin esiri olduğunuzu düşünür de kendinizi yeniden başlatmak ister misiniz?

Yeniden başlatmak

Doğru gitmeyen birşeyi durdurmak istediğinizde bilgisayarınızı ‘Reset’ler misiniz yoksa tekrar edebileceği korkusuyla ona ‘Format’ mı atarsınız. Zaman zaman hayatımızı Reset’leyebiliriz. Bu, harddiskimizde kayıtlı olan şeyleri silmez ve biri çıkar, bu bilgileri anlamlı veriler halinde yeniden okuyabilir, okuyabilir de okuduğunda ne olur? Reset’lediğimiz bilgisayar ne kadar Reset’lenmiş olur? İş Format atmaya kadar gelirse, bilgisayar benzeştirmesinden hareket ederek düşünürsek, hayatımız söz konusu olduğunda bu sizce mümkün mü? Kendi kendimize Format atabilir miyiz?

Yetenek

Bilgisayarınızda herşeyi yapabilecek, her yere sarkabilecek ama bir o kadar da hiçbirine el sürmeyeceğiniz kadar çok program mı var, yoksa sizi önceden belirlenmiş hedeflerinize ulaştıracak, ‘yeteri’ kadar programla mı başbaşasınız. Ya moda olmuş yeni şeyler? Onları da hedeflerinize dahil edip bilgisayarınıza hediye mi edersiniz, yoksa başka şeyleri kendi haline bırakıp işinize mi bakarsınız? Bu söylediğimize ‘yetenek’ başlığı uygun mu o ayrı mesele…

Hafıza

Harddiskiniz ne kadar? Doldurabildiniz mi? Doldurabiliyor musunuz? Size yetiyor mu? Yoksa hayatınız boyunca didinip sadece yüzde bilmem kaçını mı doldurabileceğinizi sanıyorsunuz. Harddiskinizde ulaşabileceğiniz bölüntü alanıyla mı yetiniyorsunuz yoksa ulaşamadığınızı düşündüğünüz, isteminiz dışında müdahale edilebilen, sistem tarafından kullanılan boş veya dolu alanlar olduğunu tahayyül edebiliyor musunuz? Sisteme, sisteminize ne kadar hakimsiniz?

Önbellek

Harddiskimiz ne kadar büyük olursa olsun, günlük hayatımızda hemen kullanmamız gereken, anlık tepkilerimize yardımcı küçük hafıza alanları, önbellekler bulunur. Bu önbelleklere neler çağırırız? Tehlike işaretlerine verdiğimiz tepkiler, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu şeyleri karşılamak için gerekli tedarik bilgileri, biz farkında olmadan vücudumuzu oluşturan yaşamsal organların beynimize verdiği sinyal ve refleksler; örneğin nefes alma ihtiyacı vb., ‘ve benzemeyenleri’…

Hastalık

Vücudumuzun sağlıklı çalışabilmesi için gereken savunma mekanizmamız ne kadar güçlü? Ondan bundan türeyen en basit virüslere karşı kendimizi savunabilir durumda mıyız, yoksa bünyemiz her türlü dış etkiye açık ve açık olduğu oranda da umursamaz bir bekleme halinde mi? Stresle, gerekli veya gereksiz ama zaman zaman bizi aşabilen yüklerle baş edebiliyor muyuz? İşletim sistemimizi sorguluyor muyuz yoksa başkalarının da kullanıyor olması ve maruz kalınan etkilerin aynından onların da payını alıyor olması gibi bir teslimiyetle mi yaşıyoruz? Başka bir işletim sistemi seçme şansımız var mı? Başka işletim sistemleri olduğunu biliyor muyuz? Mevcut işletim sistemimizin hayatta kalabilmesi için yine başkalarının ürettiği ilaçlara mı başvuruyoruz yoksa hastalıklar dahil, bizi sağlıksız diye nitelendirilebilecek durumlara karşı savunan öz mekanizmalara sahip miyiz?

Bizden bu kadar.

Kategori: yazı

Bir yorum yaz

  • Kader
    “Bilinçaltı bilgisayar gibidir. Ve onun asıl fonksiyonu sizin fikirlerinizi entegre etmektir.Bilinçaltını kim programlamaktadır?Sizin bilinçli aklınız.Eğer siz hata yaparsanız,hiçbir kesin kanaatiniz olmazsa,bilinçaltınız tesadüfen programlanır.Ve kendinizi kabul ettiğinizi bilmediğiniz fikirlerin etkisine bırakırsınız.Fakat öyle ya da böyle bilgisayarınız size sahip olduğunuz değerlere göre etrafınızdaki şeylerin yıldırım hızıyla hesaplanmış değerlendirmelerinin günlük ve saatlik çıktılarını duygular formunda verir.Eğer bilgisayarınızı bilinçli bir düşünmeyle programlarsanız,değerlerinizin ve duygularınızın niteliğini bilirsiniz.Böyle yapmazsanız bilmezsiniz…”
    Ayn Rand
    Velhasıl; kader = bilinçaltı.

    Depresyon
    “Varoluşla ilişkiden doğan yetersizliğin dehşetinden kaçmak isteyenlerin çekilmez iç durumu” diyelim,yine Ayn Rand’dan alıntı yaparak.
    Oluşla tatminkar bir ilişki geliştirilemediği takdirde istediğiniz kadar ‘yeniden başlat’ ın olmayışınızı!

    Yeniden Başlatmak
    Hayat süreğen ve ileri doğru yaşanan bir süreçtir.Önceden şöyle bir tur atıp,kolaçan etme şansımız olsaydı,hata diye adlandırdığımız,uğradığımız veya başımıza gelmiş olan sevimsiz durumları seçmeden atlardık üzerlerinden.Oysa yapa yanıla öğrenip,evriliyoruz.Ömrümüzce yaşadığımız türlü çeşitli olayların etkisini tüm yaşamımız boyunca bir kambur gibi taşımak, neşvünema kabiliyetsizliğimizin ifadesi olsa gerek. Demek ki öğrenilmesi gereken öğrenilemedi,edinilemedi.Sürekli ‘yeniden başlat’ ıp duruyor,bir adım yol alamıyoruz.Kaydedilen ilerleme ise buradaki ‘resetleme’ tabirine tekabül etmektedir ki, bilmem kaç yaşındayken sizi yaralayan ebeveyninizin bir ihmali,yahut eski ve yakın bir dostun on yıl evvel canınızı acıtmış olması gibi gayet insani,herkesin başına bir şekilde gelen durumları sürükleyip durmazsınız kendinizle birlikte.İhmal edilme ve gönül kırgınlığı kavramlarınız çoktan değişmiştir. Daha geniş,daha esnek bir haldir yaşam.Resetlemişsinizdir!

    Yetenek
    Öncelikle neyi neden istediğini bilmek,sonra güçlü arzu yani iradenin motivasyonuyla eyleme koymak vardır.Yetenek yoktur.Gözünü toptan ayırmazsan hedef kesindir.İster Apple ister Windows’la yap programını.Ama aç ve yap.Yeterli arzunun eksikliği ve bir bahaneyle ertelemek handikaplarının doğal sonucudur yeteneksizlik.

    Hafıza
    Tanımlanmış istenç müdahalelerden etkilenmez.Tanımladıysanız hakimsiniz demektir.Doldurulma hadisesiyse kişisel arzuya tâbi elbette.Sınırsız evrende kişisel merak ve dikkate göre edinilen,yararı süreli ve göreli,bir ömre sığması mümkün olmayan,uçsuz bucaksız bilgi.

    Önbellek
    Herkesçe malum fiziko-kimyasal tepkimenin doğal işleyişi. Bireysel farklılıklar arz eder,çünkü endokrin sistemiyle bağlaşıktır. Bu sistemle de birey kozmosa direk bağlandığına göre…(Klasik tıp bunu reddeder,kuantum çağında olsak da!!!)

  • Hastalık
    İnsan kusursuz bir yaratımdır.Bağışıklık sistemi çöküntüye uğramadığı takdirde,zaten çevrede daimi bulunan bünyede uyumsuzluk oluşturabilecek organizmalara karşı alıcı olmayacaktır.Günümüz klasik tıbbında sağlık sistemi,ilaç sektörü tekelleri,aslında ne yaptıklarından kendilerinin bile haberi olmayan doktorların aymazlığı,Hipokrat’ın sızlayan kemikleri ise,sanırım konumuz dışı.Burada gitmez.Ama işte bunlara az buçuk ayılırsanız başka bir işletim sistemine zaten geçmişsiniz demektir.Tebrikler!