Bu kavganın “kazanımı” olmaz

Ali Riza Esin, 14 Haziran 2013 — 1 dk.

Müzakere edilebilir şeyler var, müzakere edilemez şeyler var. Tartışmaya açmanın bile akla hakaret sayılması gereken şeyler var mesela. Bağzı şeyler…

Biriyle nefes alıp almayacağınızı müzakere halindeyseniz, o kişi sizi boğmakla meşguldür muhtemelen. “İnsan hakları” diyoruz, “temel özgürlükler” diyoruz hani…

Neyi müzakere etmeye sürüklendiğinin farkında olmayan insanlar ya da neyi şakşakladığını, neyin figüranı olduğunu gayet iyi bilen insan taslakları “insanlık onuruna” sahip çıkabilir mi?

İsterim ki, sesli veya sessiz bir çoğunluğa dayanarak kendini mutlak güç sayan otoritenin dediğim dedik haksızlıklarına direniş zamanlarında olsun, “kazanım” ve “uzlaşma” sözcüklerinin daima muktedire çalıştığını bilmezden gelirmiş gibi hep alttan alarak oynayan demokrasi yılışıklıkları bitse de, egemene yamanmanın daha sempatik yolları çıksa ortaya. Şaşırsak.

Oysa temel talepleri o kadar geçerliydi ki insanların, o kadar hakları ki… O kadar haklılar ki! Yine de: Bir şeyler “yapılsın” diye bile değil, “yapılmasın”ı isterken muktedirden merhamet beklemek, —bu anlamda her türlü şirin görünme çabası— lüks tüketime girer. Vergiye tabidir.

Ne demiş şayir: “Hayat korkakları affetmez…”

Affetmeyecektir.

Kategori: yazı