Çağlayan anısı

Ali Riza Esin, 1 Aralık 2017 — 1 dk.

Bir zaman konuk olduğum “öptüm bay!” temalı (bu nidayla biterdi çoğu yazı — sahiplerine ve akıl edenlerine teşekkürü borç bilirim halen, yazılarını okumaktan aldığım keyfin hatırına hiç değilse) bir blogda yer verilen yazımdır aşağıdaki metin.

Epeyce eskidir ama sene kaç, lüzumu yok. Hatta ve belki hatırı da yoktur o kadar ama işte… akla düşmüş oldu bir kere:

Sevgili Ayvansaray

Sevgili Ayvansaray,

Her gün gelip geçiyorum yanından yörenden, günde iki kez hem de. Tamam, ben de sana yüz vermiş değilim, hatta farkında bile değildim şimdiye değin. Senin oralardan çabucak gelip geçmek durumundayım bugünlerde, Metrobüs denen hadiselerden birindeki ayakta yolcu suretinde. Sağımdaki solumdaki sürü sepet trafik şeritlerine aldırmadan, akıcı ve hızlı bir şekilde.

Trafik dedim de o nasıl bir köprü öyle? Haliç köprüsünden bahsediyorum! Yanaşık düzen bir sürü köprü? Dünyanın en çirkin köprüsü? Üçüncü boğaz köprüsünü de öyle yapsalar ya Ayvansaray, ikincisine bitişik; dördüncüsünü ikincinin öbür yanına? Ha, nasıl olur?..

Neyse, sen bunlardan en çok benim kadar anlarsın, boşver. Bak, bilgin olsun diye söylüyorum, ben birkaç durak sonra “Avrupa’nın En Büyük Adalet Sarayı inşaatı”nın önünden geçip dünyanın en büyük adaletsizlikleri arasına karışacağım. Evet evet, öyle bir inşaat var Mecidiyeköy’e doğru. “Avrupa’nın En Büyük Adalet Sarayı” yapılıyormuş.

Pentagonun yavrusu gibi düşün ama köşeleri yok, yuvarlak bir şey, ama onun da ortadan kesilmişi. Yarımı, yamalağı yani.

Ne diyelim, Allah tamamına erdirsin. Akşama yine görüşürüz Ayvansaray, hoşça kal şimdilik; Halıcıoğlu’na söylerim selamını.

Öptüm Bay!

Kategori: yazı

Bir yorum yaz

Şimdi şöyle…