Çirkin dünya yok; az kahve var…

Ali Riza Esin, 15 Aralık 2011 — 1 dk.

Her şeyin aşırısı zararlıdır bünyelere; o tamam. Aşırı kahve yüksek tansiyon yapar. Kalp çarpıntısı yapar aşırı kahve. Bunları biliyorum.

Çok kahve içtiğim öyle bir günde ölebilirdim hatta, oradan biliyorum. Bir kirpiyi bir sincaba dönüştürebilecek kadar çok kahve içtiğimi hatırlıyorum o gün. Zaten bir tek onu hatırlıyorum o günle ilgili. Sincabı. Beraber karides yedik. O yedi daha çok. Ben seyrettim. Lezzetliydi.

Ama diyeceğim, kahvenin azı da olmuyor. Az kahve de kalp çırpıntısı yapıyor bende. Bir doymama etkisi. Az geldi bi’ daha ver iştahlılığı. Ben ne anladım bu işten sendromu. Anlamadım işte halsizliği. Kanım çekiliyor böyle sanki. Bir elden ayaktan kesilme. Bir damak yetmezliği.

Aslında…

Kahve bahane. Elim kolum bağlı oturamam. Uyuşukluk fena benim için. Tam tersine hareketli olmam gerekiyor. Köpekbalıklarının solungaçlarından deniz geçmediği zaman, yüzemedikleri zaman ölmeye başlamaları gibi tıpkı. Sırf bu yüzden uyku haramdır onlara. Sürekli yüzmeliler ölmemek için.

Benimse ölmeye devam etmek için hareket etmem şart ve bunun için uyanık kalmam. Sürekli bir ölüm için.

Daha ne.

Kategori: yazı