Deyyusluğun lüzumu yok!

Ali Riza Esin, 18 Ağustos 2012 — 1 dk.

Yarın bayram. Gün dönmeden, düne not düşelim… düşeyim.

Kıl payı…

Gülüp geçmemek lazım; bu önemli:

En büyük hatip, kelimelerle oynayan, dans eden* başbakanımız, padişahımız devletlumuzun buyurdukları üzere, medyada, orda burda…

İkinci bir hitaba kadar, her türlü mecaz, metafor, gönderme, kinaye, teşbih, abartı, istiare, tekrir, vesaire yasaktır. İroni…

Herkes net olsun!

Deyyuslar, özellikle.

Ha, “deyyus” lafı çıktı bir de, bir “devlet görevlisinin” ağzından… Nasıl çıkmasın ki, gaz salmaya devam edip durursan ardından gelecek şey belli. Yerinde durmaz!

Analoji…

(Analoji bu değil tabii. Mecazen… Saçmalama ehliyeti olanlara serbest. Medyaya yasak.)

Son yıllarda en yetkili ağızlarca normalleştirmeye devam edildiği üzere, başka bir ahlâk dayatması… Gözdağı… Açık tehdit. Ve elbette, bu “tavır”, bu tavırlar, gayet demokratik(!)…

İleri!

Kindarlığın bu kadarı mideye zarar…

“akla zarar” diyemiyorum.

Ve şahsen, burada, bundan daha net olamam sanırım.

 

* Fatih Altaylı ifadesidir.

Kategori: yazı