Eni kaç santim?

Ali Riza Esin, 15 Kasım 2010 — 2 dk.

“Çanta saplarının eninin kaç santim olması doğru acaba?” diye başladığı denemesini bir çantacıyla giriştiği çanta sapı minvalinde gelişen münakaşayı müteakip boyladığı nezarethaneye bağlayan Ferhan Şensoy’a sormalı bunu belki de… Sormaya lüzum yok aslında, o zaten kendi cevabını vermiş kendi yazısında ve ben de zaten kendi diyeceklerimi süslemek için zikrettim ismini.

Bazı şeyler enine boyuna konuşulması gereken şeylerken, daha en başından boyuna takılıp kalabiliyoruz meselelerin. Boyumuzu aşar mıymış, boyumuz yeter miymiş, konuşalım bir, öyle görelim tarzında sohbetler ediliyor uzun uzadıya. Sonra derin bir sessizlik… Sonra başka bir muhabbet, sürgit devam ediyor arka arkaya biteviye. Sırf konuşmuş olmak için konuşulduğu kapsamının sığlığından belli olan şeylerle ilgili ne kadar derinleşebilir ki insanlar? Hepsi hoş.

Daha sonra bir bakmışız ki, az gitmişiz uz gitmişiz, anasını avradını düz gitmişiz derken, bir otuz üçlük yol gitmişiz… Sonra sar baştan. Her seferinde en başından.

Daha en başında çıkmaza giriyor, bir açmaza bağlanıyor, öncelikle eni enlemi, boyu boylamı net bir şekilde masaya yatırılmamış meseleler. Ayak üstü muhabbetler de dahil edilebilir buna, eğretilenmemiş, geniş geniş her yönüyle ele alınırsa ancak çözümlenebilecek meseleler üzerine yapılan. En kalın yerinden ele almak, tamamını kavramak gerekmez mi daha ileriye gitmeye çabalamadan önce? Çabaladığınızı zannettirmeye çabalamak için en azından? Velhasılı olmuyor, olamıyor. Ölçmeden biçmeden, kafadan dalınca doğrudan, ilerleme sağlanamıyor, bir yerden sonra tıkanıp kalabiliyorsunuz. Sonra çık çıkabilirsen işin içinden.

Bir arkadaşım vardı… Benzeri durumlarda şunu söylerdi ortaya, kendi şivesiyle ve yüksek sesle:

“Hişt! Artin! Lan Artin! Sana diyorum… İn lan ordan aşşa!”

Diyeceğim, boyu kadar eni de önemli hadiselerin. Hatta eni boyundan daha önemli çoğu zaman. Boşa koyunca dolmayan, doluya koyunca almayan durumlarda özellikle. Oluyor bazen.

Ferhan Şensoy’un yukarıda bahsettiğim yazısını okumak isteyebilirsiniz diye bahsettiğim kitabın ismini cismini de ekleyeyim buraya, hazır yeri geçmişken. Hani arkasına “‘Georges Perec’in Yaşam Kullanma Kılavuzu için Enis Batur’un yazdığı Perec Kullanım Kılavuzu’nun tam anlaşılması için El Kitabı’ isimli bir kitap yazılabilir.” diye yazdığı kitap işte: “Falınızda Rönesans Var” isimli kitap. Çok ağaç canı yakmış kalın ve ağır bir kitaptır kendisi. Kalınlığına aldanmamak gerekir Ferhan Şensoy kitaplarının, sayfaları hızlı çevrilebilir, aşırı büyük puntoludur metinleri. Kendi yazar, kendi basar; yine de pahalıya mal eder.

Kategori: yazı