Ezoterizm bu deyil!

Ali Riza Esin, 25 Mayıs 2010 — 2 dk.

Aslında çoğu film ve dizi senaryolarında kullanılan tanıdık tekniklerin, meraklandırıcı, heyecanlandırıcı, korkutucu, üzücü, sevindirici, şaşırtıcı ve vesaire unsurların, aşktan meşkten, boktan püsürden hadiselerin hepiciğinden harmanlanarak, hesaplı bir tesadüfler zincirinin “güzelce” bağlanmasıyla kotarılmış bir diziydi Lost, şu sıralarda son bölümleri konuşuluyor.

Karanlık çağlardan, antik çağlardan, orta çağlardan, hülasa “bizden” öncesinden bahseden neredeyse her filmin bir bilinmeyeni, bir gizlisi saklısı, bir korkulanı, bir “son rol oyuncusu” olur “yenilecek”. İzlediklerinizi şöyle bir düşünün, bir “canavarı”, bir “şeytanı”, mutlaka uzun kuyruklu bir “ejderi” olmayan kaç tane hikâye hatırlıyorsunuz? Hiç mi masal okumadık?

Lost’un canavarı dumandan bir hortumdu ve en sonunda o da yenilmeliydi bir şekilde, yenildi de. Ama bunun altından oldukça ucuz bir şekilde kalkılmış oldu. Bu kadar uzun soluklu, her biri kırk dakkadan toplamda bilmem kaç saat süren bir dizinin neredeyse iki bölümünde bir görüntüye vereceğiniz bir canavarı planlamak, üretmek kolay bir iş değil, –teknik taraftan biri olarak söyleyebilirim– ucuza halletmişlerdi, kolaylamışlardı, bizler de dizinin “Ohannes” rolündeki oyuncuları olarak ağzımız kapalı izlemiş bulunduk hadiseleri.

İnsanların bildikleri veya bildiklerini zannettikleri şeyleri kullanarak kendisini onaylatmasını sağlamak hikâye tekniklerine dahildir, öylece daha kolay çekebilirsiniz insanları hadisenin içine. Sosyoloji, Psikoloji, Parapsikoloji, Teoloji, Semboloji, Numaraloji, ve dahi sonu “loji”yle biten başka bağlamlarda ayağa düşmüş düşmemiş pek çok şey bir arada kullanılmıştı senaryoda. Tüm bu “lojik” zincirinin diziyi allami cihan yapmayacağı da açıktı aslında.

Bir de, hadiselere dahil insanların etnisite çeşitliliği bunu zaten ele veriyordu ama son sahnelerde hepimizin kilise dediği yerin penceresindeki vitray detayları bunu açıkça ortaya koydu. Bu unsur, prodüksiyona yontulabilecek bir pragmatizmle, hem dizinin dünya çapında ilgi görmesini sağlayan bir araç suretinde göze batıyor, hem de senaryosunu tüm o etnik unsurların kültür ve inanç sistemlerinden besliyordu. Hani olan bitenden hiçbir şey anlamamış ve anlamak isteyen varsa, o sistemleri işleyen kitapları, yazıları okuması önerilebilir, belki böyle bir fayda devşirmiş olabilirler kendilerine diziden, yine de anlaşılabileceğini garanti etmek mümkün değil elbette.

Eğlendirdi mi? Eğlendirdi, hoşça vakit geçirtti, yukarıda bahsettiğim çoğu şeyi hissettirmeyi bildi. Yapımcılarına para kazandırdı, bize vakit harcattı, alan razı satan razı bir şekilde. E ekmeğini gizemden, gizlilikten yemeye çalışan bir filmden veya bir diziden daha ne beklenebilir ki, o efsane ve kitaplarda anlatılanlardan fazlası mı? “Her şeyi” apaçık anlatması mı? Bu mudur Ezoterizm, bu mudur Okültizm? Kitaplarda, yazılarda her şey yazıldığı gibi “deyil”, “alt okuyabilmek” filan diye bi’ gireceğim şimdi, çıkması mümkün değil. Bilenler bilmeyenlere anlatsın. Öyle oluyor ezelden, göynüm geçmez güzelden.

Göz boyamaydı, göz bağlamaydı, falandı filandı… Beğendim mi? Beğendim. Lost üzre daha fazla konuşmama gerek yok, böylece bu vazifemi de yerine getirmiş sayarım kendimi, sıpoylırsız mıpoylırsız ve dahi başımı göğe erdirerekten.

Son söz:

“Holly”wood’un inisiyasyonundan sual olunmaz.

Kategori: yazı