Gökte Uçan Hûma Kuşu

Ali Riza Esin, 5 Ağustos 2007 — 2 dk.

Siz hangi yüce değerleri temsil eder durumda olursanız olun, söyledikleriniz karşınızdakilerin anlayabildiği kadardır. Eğer karşınızdakileri de yanınıza çekmek istiyorsanız, onların konuştuğu dilden konuşmanız gerekir. Ta ki, onlar da sizinle aynı dili konuşmaya ve sizi anlamaya başlayana dek. Kişinin gerçekte iyi ve doğru olanı anlaması için, onu görmesi, hissetmesi ve yaşaması, sıkça kullanılan yeni deyişle “içselleştirmesi” gerekir.

Bu ülkede kişiler kendi mutluluk ve çıkarlarını mı önde tutar yoksa toplum genelinin çıkarlarını mı?..

Bildiniz…

Peki, uzlaşma denilen şey aşağıyla yukarının uzlaşması mıdır yoksa yukarıyla aşağının uzlaşması mı? Yukarıdakilerin aşağıdakilerle uzlaşmaya niyeti olması için ilk soruma verdiğiniz cevabın tersinin doğru olması gerekir ki bu özellikle 80’ler sonrasında ekonomik ahlâkı dikte edilmiş “aklı-evvel” insanımızın doğasına, doğruya ayak uydurabilmek için gereken ekonomik bağımsızlığa sahip olamayan “akıllı” insanımızın cebine uymaz.

Nesiller boyu süregelen çaresizlik ve ezilmişliği ortadan kaldırmak, hep beraber kalkınmak istiyorsanız, bunu bir çırpıda yok etmek mümkün olmadığına göre, bulunduğunuz o yüce mevkiden aşağıya inip siz de o çaresizlik ve ezilmişliğin havasını koklamaya, bir süreliğine bile olsa öbür insan olarak yaşamaya mecbursunuz demektir. Yoksa, dışa kapalı gruplarıyla mutlu mesut yaşadıklarını zanneden azınlıkla, onların sahte mutluluklarına özenen iki arada-bir derede diğerleri, çoğunluk yaşamlarının getirdiği bilgi, birikim, hayat görüşü, kültür ve görgü seviyesine mahkûm olmaya devam eder. Bu ülkede ya herkes mutlu olacaktır ya da hiç kimse.

Aşağıdaki dizeler Ezginin Günlüğü‘nün “Seni Düşünmek” isimli, 1985 yılında çıkan ilk albümünden. Türk Halk deryasından dolgun damlalar halinde hem gönlümüze hem de aklımıza su serpen, hayatımıza da her dem ışık tutan “Anonim” deyişlerden hoş bir örnek… Siz artık hangi durumumuza yorarsanız yorun. Hepsine uyar.

Gökte uçan hûma kuşu
Ne bilir malın kıymatın
Kargayı kondurman dala
Ne bilir gülün kıymatın

Çift sürüp ekin ekmeyen
Meydana sofra dökmeyen
Arının kahrını çekmeyen
Ne bilir balın kıymatın

Mencilisten söz atanlar
Gerçeğe yalan katanlar
Sonra beyliğe yetenler
Ne bilir elin kıymatın

Seni Düşünmek, her parçası defalarca dinlenmeye değer, dolu dolu bir albüm. Bugün zevkle dinlediğimiz “Ezginin Günlüğü”, grubun 1990’da dağılmasından sonra ikinci doğuşu. İlkini merak edenlere ve piyasa müziğinden daral gelmişlere bunalmışlara (Bugünkü Ezginin Günlüğü’nü ve başarılı bulduğum diğer değerli müzik çalışmalarını tenzih etmeme gerek var mı? – Siz nelerden bahsettiğimi anlarsınız…) hararetle tavsiye ederim.

Kategori: yazı

Bir yorum yaz

  • Çok doğru! Nasıl da sırıtmış güzelim yazının içinde… :)
    Sözün geçtiği yere dönecek olursam, “piyasa müziğini” sevenlere herhangi bir nedenle “daral” gelebilir. Ama sevmeyenler için söylediğim düşünüldüğünde farklı bir söz, bir deyim kullanmam gerekirdi… Bu özürle düzeltmiş olayım, yazıya dokunmuyorum. Her yanımız nazarlık zaten.