Golf Topu…

Ali Riza Esin, 11 Ekim 2012 — 2 dk.

İngilizce’nin bu topraklarda doğduğunu şuradan da anlıyoruz, dünyanın en ünlü “golfçüleri” Belek’teymiş!

Dün akşamdı. Televizyon kanallarından birinde haberler… Bana ilginç gelen bir anons duydum ve kulak kabarttım. Bir “golf muhabiri”, bir etkinlikle ilgili izlenimlerini aktaracaktı.

Golf muhabiri mi dedi biri?.. Olurdu tabii. Niye olmasındı. Güzel olurdu hem de. Zengin spor. Sadece golfden bahseden bir yayın (dergi?) çıkarmak da “akıllı” işi hakikaten… Ve uzmanları da olacaktır elbette… Golf yazan, golften bahseden… “Golf”le iç içe…

Haklıydım kulak kabartmakta. Turnuvanın ilk günü yaşanan bir hadisenin üzerinde durulmayıp “ustaca” geçiştirilişine tanıklık ettim. Sponsorlara ayıp olmasındı… Parayı bastırıp böylesi bir turnuva düzenlenmesine olanak sağlayanlar üzülmesinlerdi. Gölge düşmesindi, dünyaca ünlü golfçülerin iştirakiyle hemencecik dünyaca ünlü hale gelebilmiş golf turnuvasının o görkemine! Haniyse gelebilirdi…

Merak ettim tabii. Hadise dedikleri (demedikleri daha doğrusu…) şeyin ne olduğunu… Son zamanlarda gündemin sıkı takipçisi değilim. Buna vakit bulamıyorum.

Bu sabah öğrendim nihayet.

Golf Federasyonu Başkanı(mız), bir gazeteciye kafa atmış…

Olay buymuş.

Bir daha yazayım. Bir Golf Federasyonu(muz) varmış ve başkanı bir gazeteciye sinirlenip uçan kafa atmış kendisine…

???

Futbol Federasyonu Başkanı olsa anlarım da, “Golf Federasyonu Başkanı kafa atar mıymış lan?” dedim direkt. Bendeki etkisi bu oldu okuduğum haberin.

Golf Federasyonu Başkanı dediğin, misal, bir golf sopasıyla hasmının kafasını kırsa, nedeni her ne olursa olsun, bana bu kadar anormal gelmezdi belki…

Golf Türkiye’de bir “sonradan görme” sporu… Antalya’daki zamanlarımdan şahidiyim bu durumun. Mesleki nedenlerle ilgilendiğim zamanlardı o zamanlar… Sözü geçmişken, ben golf oynamayı bilmem, tıpkı Fransızca bilmediğim gibi. Sevmem de… Oynamasını da izlemesini de sevmem. Başka yerde olsaydım belki sevebilirdim. Bunu da bilmiyorum.

Golf oynayanlar sırf golf oynamak için golf oynuyor olsalar, “Golf” diye bir “spordan” bahsedilebilirdi belki, buralarda da. Golf oynamaya gitmeyi, golf oynamakta olmayı, golf oynar gibi yapmayı, “golf konuşmayı” seviyorlardı, tanıdığım “yerli sporcular”dan daha çoğu — daha çok…

Bir “Golf basınımız” olduğunu da söyleyebilirdik, mesela, dünkü golf uzmanımız kendini, TV’deki mevcudiyetini ve gazeteci kişiliğini var sayarak —neyin ne olduğunu aktarıp sadece, yorum bile yapmadan— haber şeklinde geçseydi olayı kısacık. Geçiştirmeselerdi.

Olayın insan içinde anlatılabilir bir yanı da yok gerçi. Bir haber değeri bile yok aslında; çoğunluğu ilgilendirir bir mesele değil çünkü.

Değilse ya ne? Vaka-i adiye…

Öyle mi?..

Memleketimden insan manzaraları…

Bir Golf Federasyonu Başkanı…

Kafa atar mı?..

Organize İşler filmindeki Cem Yılmaz’ı hatırlar mısınız?

Fransızca diyorum!

bilmiyorum.

Kategori: yazı