İyi de…

Ali Riza Esin, 6 Kasım 2010 — 1 dk.

Halil Cibran meselleri. Mesellerinden bir üçleme…


Devler

En önemsiz insanı bile önceki çağların en büyüklerinden daha büyük olan bir çağda yaşıyoruz. Bir zamanlar zihnimizi meşgul eden şeylerin şimdi hiçbir önemi yok. Hepsini kayıtsızlık perdesi örttü. Bir zamanlar bilincimizde uçuşan güzel düşler bir sis gibi dağıldı. Onların yerini kasırgalar gibi hızlı, okyanuslar kadar öfkeli, volkanlar gibi soluyan devler aldı. (…)

Halil Cibran
Kendimle Konuşmalar

 

Aşk Şarkısı

Ozanın biri bir zamanlar bir aşk şarkısı yazdı; güzel bir şarkıydı bu. Ve onu çoğalttı ve erkek ve kadın dost ve tanışlarına, bu arada, dağların altında yaşayan, bir kez karşılaştığı bir kadına da gönderdi.

Bir-iki gün içinde genç kadından bir mektupla bir ulak çıka geldi. Mektupta diyordu ki, “Gönderdiğin aşk şarkısı beni çok duygulandırdı. Hemen gel, annemi ve babamı gör; evlilik için gerekli düzenlemeleri yapalım.”

Ve ozan mektubu yanıtladı ve ona dedi, “Dostum, bu yalnızca bir ozanın yüreğinden çıkma, her erkeğin her kadına söylediği bir aşk şarkısıdır.”

Ve kadın onu yanıtladı, dedi, “İkiyüzlü yalancı seni! Bu günden mezara dek, senin yüzünden tüm ozanlardan nefret edeceğim.”

 

İnci

Bir istiridye komşu istiridyeye dedi, “İçimde büyük bir sancı var. Ağır ve yuvarlak; ve bana çok ıstırap veriyor.”

Ve öbür istiridye tepeden bakar bir hoşnutlukla yanıtladı, “Göğe ve denizlere şükürler olsun ki benim içimde hiçbir sancı yok. İçimde ve dışımda her şey iyi ve tamam.”

O sırada oradan geçmekte olan bir yengeç iki istiridyenin konuşmasını duydu ve içinde ve dışında her şey iyi ve tamam olan istiridyeye dedi, “Evet, iyi ve tamamsın; ama komşunun taşıdığı sancı gerçekte son derece güzel bir inci.”

Halil Cibran
Gezgin

Kategori: yazı