Karın Ağrısı

Ali Riza Esin, 11 Nisan 2007 — 1 dk.

Yenilik mi? Yaratıcılık mı? Değişim mi? Farklılaşmak mı?

Kafa yormak mı? Kendine daha iyi nasıl olabilir diye sorarken at gözlüklerini çıkarmak mı? Günlük telaşa daha yukarıdan bakmak mı?

Düşünmek mi?..

Hadi canım sen de…

Mutlaka yeni bir şey oluşturmanız gerekmiyor; sadece var olanı geliştirerek hem kendinize hem de başkalarına daha faydalı olabilecek bir model haline gelmeye -hadi daha kolaylaştıralım- “çabasını göstermeye”, İngilizce’den devşirme adıyla inovasyon (yenileşim) deniyor. Tanım bu kadarla da kısıtlı değil aslında. Orijinalini ilgili kaynaklardan araştırabilirsiniz.

Benimsenmeyen, kanıksanmayan hatta “küçük görülen” bir hareket tarzını türkçeleştirmeye gerek var mı? Innovation işte… Merak edenler anlamını Wiki’den öğrenebilirler.

Öğrenmelerinin bir faydası olur mu? Artık hakikaten bilmiyorum.

Merakta ısrar edenler Apple‘ın, Starbucks‘ın ve benzerleri şirketlerin buraya kadar nereden ve nasıl geldiklerini inceleyebilirler.

Amerikan Apple firmasını tanımayanlar olabilir. Hani şu geçtiğimiz hafta sonu itibariyle iPod denen ürününü tam 100 Milyon adet satış rakamına ulaştıran firma. Starbucks ise bildiğimiz kahveyi satarak otuz yedi ülkedeki üç binin üzerinde kahvehane sahibi haline gelen şirket.

Böyle bir cesamete sadece sermaye yeter mi sanıyorsunuz?

Etrafınızdaki adamlara bir bakın.

Ne dediğimi anlayacaksınız.

Yine de anlamayanlar için şunları ilave etmek mümkün.

İletişimin baş düşmanı dinlememektir. Dinlemeden konuşan insanlar, önyargılarıyla hareket ederler. Önyargıları besleyen ana damar ise başkalarının önyargılarıdır.

Kimse kimseyi dinlemeyince bu defa insanlar bağırmaya başlar. Söylenenlerin doğru veya yanlış olmasının önemi kalmaz. İşte iletişimin, gelişimin, bir yere varmak için çaba göstermenin sonu böyle gelir.

Einstein, “Bir önyargıyı değiştirmek atomu parçalamaktan zordur.” demiş.

Ben ne diyorum ki…

Kategori: yazı