Kavun tatlı, ben napim?

Ali Riza Esin, 16 Nisan 2010 — 4 dk.

Apple’ın pazarlama başarısı üzerine düşünen, olumlu veya olumsuz fikir bildirenlerin çoğunlukla atladığı ya da bazılarının bilerek göz ardı ettiği çok temel bir husus var; ürünün kendisi. Evet, Apple ürünlerinin ta kendileri!

Ağızdan ağıza pazarlama denen şeyin, ağıza lokma, enseye tokat bir şey olduğu söylenebilir mi? Kendiliğinden değil de bir WOMM marifetiyle “Apple çapında büyümüş” başka bir “pazarlama” başarısı gösterebilir misiniz? Takviye etmek, pazarlama iletişimini kişilere, kitlelere göre özelleştirerek etkinliğini arttırmak derseniz, tamam ama Apple için başarıyı böyle veya daha çetrefilli yöntemlere bağlamak, ürün ve içerik yönetimi anlamında başardıklarını yok saymak değil mi?

İletişimciler, pazarlamacılar, pazarlama iletişimcileri dikkat çekebilirler, dikkatlerin ürüne veya hizmete odaklanmasını sağlayabilirler, hepsi o kadar. Eh, pazarlama profesyonellerinden de bundan fazlasını beklemiyordur herhalde çoğu “reklam” veren. Ürünle veya hizmetle tüketiciyi yalnız bıraktığınızda hangisi hangisini seviyor?

Öyleleri adına üzgünüm. Peki, beklenmeli mi? Evet, beklenmeli. Daha fazlası beklenmeli, daha başından beklenmeli. O alışverişlerin tadını alanlar birlikte çalışmaya, ürün üretmeden fikir üretmeye devam ediyorlar ve yola öyle çıkılıyor en başında. Aynı iklimi yaşıyor, aynı havayı soluyabiliyorlar ve başarı onları takip edebiliyor, onlar başarının peşinden koşmuyorlar. Bilinenin aksine, çok taraflı, çok yönlü ve çok karmaşık konular değil aslında bunlar. Olmaması gerekiyor, “olması” için.

Hayat, hayatın içinden gelip geçen şeyler, o kadar karmaşık değil aslında. Karmaşıklaştıran, içinden çıkılmaz hale getirenler, bizleriz. Basit ihtiyaçlara basit çözümler düşünebilen ve bunu fayda formunda dağıtabilenlerin daha çok olduğu bir dünya, daha güzel bir yer olurdu, ama değil.

Herkesin her şey hakkında bir fikri var. Olmalı da zaten, bu son derece doğal. İnsanoğlu ancak öyle anlamlandırabiliyor, “şey”leri. Ancak insanın kafasında oluşan her resmin, kendi kafasından çıktığı da söylenemez. İnanç biçimlerinin içine doğan, doğmasından itibaren bolca beyin yıkamasına maruz kalmış, her biri türlü çeşit manipülasyonlara uğramış, çoğunluğu sürü psikolojisi içinde yaşayan, o psikolojiden yırtmak isteyenlerinin yine başka çarelere veya bizzat kendisine çarptığı bir insanlıktan bahsediyoruz. İyiyle kötünün, doğruyla yanlışın, güzelle çirkinin ve tüm bu kaygılarla baş edemeyen veya zaten baş etmek de istemeyenlerin, tüm gelişi-güzelliklerin çelik çomak oynadığı bir dünya burası. Kim kime dum duma bireysellikler toplamı. Böldük, yönetiyoruz. Toplayabildiklerimiz sürüye dahil.

Son tahlilde, benim tasarım denen şeyden tek anladığım, “sıfırdan” üretip ortaya koymaktır. Yaratıcılıktan anladığım, daha önce yapılmamışı, bulunmamışı bulmaktır. “Her düşünce, zaten daha önce düşünülmüştür; sorun onu yeniden düşünüp ortaya çıkarmaktır” diyen Goethe’ye değil, “Bir sonuç, artık düşünmekten bıkmış bir kişinin vardığı yerdir.” diyen Arthur Block’a yakın bir düşünce halidir bu.

Benim aklıma göre tasarım ve yaratıcılık daha yalın ve daha öz, daha özgün birer kavram; ister tekil akıllarca, isterse çoğul akılları hormonsuz yöntemlerle ekip, organik ürünler biçenlerce ortaya konan. “Tasarım zaten empoze eder.” demem de, empoze edebilenlerin ortaya koyduğu şeylere bağlılığım da bundandır. Buna körü körüne bir bağlılık diyebilmek için kendini başka akıl formlarından daha çok seven bir pragmatizme sahip olmak gerekir; eh, o da kolay kazanılmıyor. Her şeyin bir ederi var; sevginin bile öyle değil mi?

Ne diyorduk? Evet, Apple. Eğer zaten sevmeseydim, başkasına bahsetmek umurumda olmazdı, herkesin o elmadan kendi ısırığını almasını isterim sadece. Bunu ne kadara satın almış olabilirler acaba?

‘Lovemark’ diye de formüle etmişler zaten. Ben boşuna konuşuyorum.

Ama bence bunun pazarlama başarısıyla filan ilgisi yok, güzel olan elmanın kendisi. Bir yaratıcılık, bir tasarım, bir üretim başarısıdır ve ardındakiler bunu sonuna kadar hak ediyorlar. Tekrarı taklit etmekle değil, aynı sıfır noktasından başlamakla mümkün. O mutlak ve o derecede muğlak noktadan.

Ben size söyleyeyim, bir Apple ürününü hiç kullanmamış olana tavsiye edenler aldıkları tadı, hazzı, doyumu katlamak istiyorlar sadece. Sevgi kadar basit.

Yaratıcılık, evet.

Kategori: yazı

Bir yorum yaz

  • Kesinlikle katılıyorum. Tasarım! Taklit edildikçe de edenler çirkinleşirken elma güzelleşiyor!