münferit–olayla–empati

Ali Riza Esin, 14 Temmuz 2013 — 1 dk.

– metin, kenarda durma lan, sen de giriş!?

– bana gerek yok gibi abi, siz devam edin…1

Bire bir değil, bire on kişiyle… Yalınelle değil, mutlaka ellerindeki bir şeyle savunmasız birine saldırmak, her şeyden önce nasıl bir kalleşliktir, bunu bir düşünün abiler. Ablalar…

Böyleleriyle empati kurmak mutlaka gerekiyorsa, misal, ben kenarda duran metinle değil, birincisiyle, aralarından en göbeklisiyle empati kurmayı tercih ederim. Hazır empati kurup suretine de bürünmüşken, kafamı var gücümle en yakın duvara vurmayı isterim. Empatiyle, yetmedi, telekineziyle.

Ben de onlar gibi mi olurum, başka arızalar mı hortlar, orasını bilemem. Kurmuş bulunduk bir kere.

Böyle.

  1. münferit–olay
    Gece. Issız bir sokakta köşeye kıstırılmış bir çocuğun etrafını sarmış sekiz–on kişi, ellerindeki sopalarla yerdeki çocuğa kafa–göz kol–bacak gözetmeksizin vurmaktadırlar. Çocuk bir ara can havliyle doğrularak kaçmaya yeltenirse de, tutulup iteklenerek yere yıkılır. Kemiklerinden bir–iki lokma et sıyırmak için leşe üşüşen akbabalar gibi başına toplanıp, kimbilir hangi mesele üzerine hangi eziklikle besleyip büyüttükleri hınçlarını tenhada yakaladıkları o “kim”liği meçhul çocuktan çıkarmak istercesine vurmaya, sopalarını indirmeye devam etmektedirler. Gruptakilerden altı–yedi kişi çocuğa vurmaya devam ederlerken biri–ikisi erketede beklemekte, aralarındaki en göbekli arkadaşının seslenmesiyle isminin metin olduğunu öğrendiğimiz bir diğeri ise hem etrafı kolaçan etmekte hem de olan biteni tedirgin tavırlarla izlemektedir. Bazen çocuğu döven gruba yaklaşıp bazen de sokağın iki ucunda erketeye duran arkadaşlarına doğru titrek yedi–sekiz adım atmakta, olay mahallinden bir an önce uzaklaşmak ister gibi sabırsız tavırlar sergilemektedir. Beş–altı dakika geçmiş ya da geçmemiştir. İçlerinden biri yerde ana rahmindeki pozisyonuyla kıvrılıp kalmış çocuğu kontrol eder. Çocuk baygındır ama nabzı vardır. Bırakır giderler. Karanlık. ↩︎
Kategori: yazı