Ne kavgan bitti ne sevdan

Ali Riza Esin, 2 Ağustos 2015 — 1 dk.

The Power of Soft Power

Ülkenin en büyük partisi “SAVAŞ!” derken ülkenin en küçük partisi “BARIŞ!” diyor. Demek istiyorlar… daha doğrusu.

Türk tipi başkanlık sisteminin ülkeye münasip gördüğü “ya 400 milletvekili ya kaos!” ortamından, “kurt puslu havayı sever, anladın sen onu…” ortamından, suni hengâme ortamından…

duyan da yok pek. Asıl duyması gerekenleri ise hak getire! Onlar, her zamanki gibi mütemadiyen-maruz-kalmakla-meşgul-kendiliğinden-mağdur rolünü oynuyorlar, neler olup bittiğinin farkında bile olmadan.

“Tüketilmiş, yaşanmamış, hediyelik hayatlar…”

Var ya hani…

Yarim İstanbul.

Karanlık, dar bir sokak… Görmezden gelemeyeceğin kadar kendini içinde bulduğun bir olay… Karışmadan geçmen mümkün değil.

Büyük bir grup, saldırılarından sakınmaya çabalayan küçük bir gruba orantısız bir kuvvetle çullanıyor. Ayırmanın mümkün olmadığı kadar büyük bir kavga olduğu belli. Bir taraf savaş naraları atarak tekme tokat saldırmaya devam ederken diğer taraf bir yandan dayak yiyor, bir yandan yapmayın etmeyin diyerek saldırıları savuşturmaya ve kendini korumaya çalışıyor.

Durum bu.

Hikâye bu ya, sen de az değilmişsin… Kaçmak senin işin değilmiş, mesela…

Böyle bir durumda sen olsan hangi gruba girişirsin?

Ve neden?

Sen, sen olsan…

Sevdanla gel.

Kategori: yazı