Olması gereken

Ali Riza Esin, 20 Haziran 2012 — 1 dk.

Olmayacak şeyler, olması gereken’in “farklı” tezahürlerinden ibaret ve ondan çok daha fazla, çok daha geniş seçeneklerle(!) çıkabiliyor karşımıza birer birer.

Kendini mecbur kılan seçeneklere mahkum tercihler…

Bunlar birer seçim mi?

Seçenekler arasında “hiçbiri” yok mu acaba?..

Çoktan seçmeli miyiz mutlaka?..

Olması gerekenden farklı olduğu hissedilen (bilinse de olur), içinde olması gerekeni barındırmayan seçenekler arasından, olması gerekene en benzeyen şeye mecbur kalmak… Olması gerekmeyenler arasından olmasa da olurları ayıklayıp çıkardıktan sonra olması gerekene en benzeyeni seçmek gibi bir mecburiyet…

Peki, bu?.. Bu bir mecburiyet mi gerçekten?..

“Olsun, bu da olur.” dediğimiz, zamanla barıştırıp “Bak işte oldu!” diyerek sevindiğimiz(!), kendi kendimizi kandırırken, bile bile kandığımız şeyler.

Rağmenlerimiz…

Muadiller…

İdealin muadili gibisinden birşeyler birşeyler…

Olması gereken olması gerektiği halde olmuyorsa, olması gerekenden arta kalanların —olması gerekmeyenlerin— “olduğu” nerede görülmüş?..

Kime olmuş?.. Nasıl olmuş?..

Olmuş mu?..

Sevgili Biricik,

zor beğeniyor değilim. Beğenmeyince beğenmeyebiliyorum sadece.

Her hakkı olması gerekene aittir

—ve olması gereken de budur bence.

Kategori: yazı