Olmayan molmayan derken…

Ali Riza Esin, 23 Mayıs 2012 — 2 dk.

Ben kim, Oruç Aruoba kim.*

Bir belirteç cümle… Genişçe bir zarf, atıyorum. Öyle olmadığını, bunun bir soru olduğunu düşünürsek, gayet yalın ve bu yazıdaki işlevi itibarıyla tam cevabını da şöyle verebilirim: Ben okurum, Oruç Usta, yazar. Gerisini saymaya başlarsam sadece kendime tanıdığım süreyi değil, haddimi de aşmış olurum. Biraz daha yer doldurmam gerekiyor öncesinde.

Boyumdan büyük bir laf ettim —temkinli bir alçakgönüllülük ya da insanın kendini küçümsemesiyle falan ilgisi yok bunu böyle dememin. Küçümsemem. Kendimle öyle bir hesabım yok (ya da öyle zannediyorumdur ve bu niyet seviyesinde kalsa dahi geçerli bir zannetmektir benim için. Hâl, bilmemek iken var-sayımlarımızdan öte köy mü var —varsa da biz mi gitmedik— ve ve de, bizden daha iyi kimsenin varsayamayacak olması halinde buna sarılmaktan başka çare var mı ki? Ben göremiyorum. Sarılınıyor işte; sen sanayken hem de.). Ya niye? Öyle laflara böyle denir bizim köyde. Eh, ben de diyebilirim.

Bugün söylediğim bir şeyden bahsediyorum, buradan da sallayayım (ki aklımdaki devamını getirmek ve böylece zihnimden çıkarmak amacındayım):

Her âlem için kural aynı: Kimin kim olduğu de(y)il, kimin kim olmadığı…

Devamla:

Ve neyin ne olmadığından başlayıp neye doğru daraltabilirsek o boşluğu, ancak o zaman varabiliriz, belki, gerçekte ne olduğuna. Ne olduğunu anlayabiliriz. Ya da, işte, ne değilse artık… Bulamayana kadar.

Bu notumla da artık bende bir vicdan azabı haline dönüşmüş bir şeye son vermek istiyorum.

“Dilimin” Aruoba Usta’ya kayması gibi bir durum. Bunu gözlemliyorum bir süredir yazdıklarımda. Kurtulmanın bir yolu var mı?.. Olmalı. Olmalıydı…

Bir dostumdan aldım cevabını. Böylesi durumlarda, uzunca bir süre okumamak gerekirmiş kendilerini. O her kimdiyse, kendisiyle dil, üslup samimiyetinden (bendeki tezahürü çok daha yüzeyseldir ama) uzaklaşmak için…

Bu çok mantıklı. İşe yarar mı bilmiyorum ama böyle yapacağım. Bir süre kitaplarını, yazılarını okumamaya karar verdim. Olsun. Yanına yamacına yaklaşabildiğim kadarıyla kalayım ben de.

—ki neredeyse var’mış-tım. Oradaydım

muhtemelen.

ve üç…

artık de(y)ilim…

 

* Haşa huzurdan! (Aşkın anlamlardan sakınırım, af dilerim.)

Kategori: yazı