Örtük bilgi, açık bilgi…

Ali Riza Esin, 3 Mayıs 2012 — 3 dk.

Paradiso

Örtük bilgiler (tacit knowledge) kolay kolay aktarılamıyor(muş), o tamam. Nasıl tamam? Meraklısı için Wiki’si…

Ama gün için (günümüzde) olağan bilgilerden sayılması gereken öyle bilgiler de var ki, artık bir knowhow falan şeklinde değerlendirilmeyen sıradanlıkta (eskiden öyleyse bile artık gizemini kaybetmiş, özellikle bazı mesleki bilgiler), karşı taraf yetersizlikleri ve ilgisizlikleri nedeniyle, —deyim yerinde değil ama yakalarsam-on-kilo-sağmadan-bırakmam bir yakıştırma olarak— “örtük bilgi” haline dönüşüyor kendiliğinden. Adeta!..

Örtük bilgi’nin tersi, açık bilgi (explicit knowledge). Bunlar yazılabiliyor, çizilebiliyor, okunabiliyor, konuşulabiliyor; herkesin erişimine açık, elinin altında, öğrenilmesi, edinilmesi kolay bilgiler…

Benim yukarıda “örtük” yakıştırmasıyla kastettiklerim de aslında “açık” bilgiler sınıfına giriyor ama işinizle ilgili muhatabınız halinde duran çoğu kişi için durum farklı. Öbür tersi…

Kayıt: Açık-örtülü bilgi. Yarı-açık bilgi ya da… Tülbentli…

Yanisi, günlük iş telaşınız içinde rastlaştığınız —neredeyse— hiçkimse, sizin önem atfedip kafa yorduğunuz birçok konuyla ilgili, işinizle, mesleğinizle ilgili, ortak sonuçlara etki edecek denli önemli ayrıntıların birine bile hakim değil. Hakim olmak geri dursun, en ufak bir fikir sahibi bile değil. Ve fikir sahibi olmadıkları gibi —sanki bir bilgiden ürkme, bir başedememe korkusu, bilgiyle başedememe değilse eğer, sizinle(!)… Hâl bu olunca, bundan da anlayabiliyorsunuz ki, konu ortaklaşa birşeyler yapmak, oluşturmak (yaratmak), potansiyeli zorlamak değil; konunun üstesinden gelmek… Günü kurtarmak, paçayı kaptırmadan…

Burada üstü örtülü bahsettiğim şeyler (bilgiler), öyle ahım şahım şeyler, dünyayı kurtaracak meseleler değil belki, —birlikte el ele verip yeryüzündeki saklı cenneti de keşfetmiyoruzdur muhakkak— ama “işin” doğru yapılmasını temin eden, “gerekli” —en azından sizin gerekli olduğunu bildiğiniz— şeyler bunlar. Böyle genelleyebiliyorum (bana ayrılan süre kısıtlı) ve sadece tek bir olguyu kastetmiyorum; öyle çoklar ki!.. Sadece sizin gerekli olduğunu bilmenizin yetmediği durumlar ve yetmediği durumda, göz göre göre de yüzeysel yapmaktan, indirgemekten kaçınabildiğiniz ama kaçamadığınız haller, hadiseler. Öyle çok ki!..

Böylesi durumlarda ve öylesi kimselerle konuşabilecek ortak bir nokta olmayınca ortada, piç gibi kalabiliyorsunuz ve meydan, genelgeçer, “adi” diyeceğim (sıradan) çözümlerle “iş bitirenlere”, —iş bitiricilere kalıyor. Ha, onlar aralarında çok güzel anlaşabiliyorlar. O tamam. Tastamam hattâ ve izlemesi eğlenceli —hele ki en sözü geçen şeyin para olduğu, bir çıkar söz konusu olduğunda herkesin aynı dili konuşabildiği meclislerde… Aralarına karışmamakta ferahlık var kuşkusuz. O ferahlıktır ki, bir kere göreni bırakmayan, kendine kendine çeken, insanı feraha çıkaran asıl şeydir.

Halbuki kamu yararı, —bu sadece iki kişinin yararına bile olsa— örtük bilgilerin örtük kalmamasında. Peki nasıl kalmayacak? Yukarıda da itiraf ettiğim gibi, benim burada örtük bilgi dediğim şeyler, aslında öğrenilmemiş, öğrenmeye ihtiyaç duyulmamış, —merak bile edilmemiş— açık bilgiler olunca, cevap kendiliğinden çıkıyor ortaya: Bir zahmet okunacak —okunmamışsa, “dinlenecek”. Üzerine düşünülecek bir rekat. Yetmedi, iki… Ancak ondan sonra oturup konuşacaksınız o işi, etraflıca. Her ne ise…

Aç parantez: Bir türlü sonunu getiremediğim, sonra yazmaktan vazgeçtiğim başka bir yazı notumda “yatay tartışma” ismini takmıştım ben buna; olması gerektiğini düşündüğüm şeye; doğrusuna… “Enlemesine tartışma” (“enine boyuna” demekten kaçınıyorum, çünkü gördüğümü sandığım sorun, boyunda tartışmanın). Kısacası doğru planlama için tüm verilerden faydalanmak; eksik veriyle yola çıkmamak, kapsamı geniş tutmak. Uçmadan, kaçmadan. Almak, vermek, karşılıklı… Alışveriş yapmak. Dostlar görmese de olur… Gerçi, burada anlatmaya çalıştığım şeyin başka bir sürümüydü o… Daha kalabalığı. Tartışmaların (konuşmaların) “dikey” doğrultuda geliştiği, —dostlar kelle fırtınasında görsün— tamamen “el el üstünde, elim senin üstünde!” tarzında bir toplantının hemen ardından aklıma düştüğü şekliyle… Kapattım.

Peki buna zaman var mı?..

Çoğu zaman olmuyor o zaman. Daha önce olmamış ki, hemen şimdi nasıl olsun?..

Eh, o zaman…

Kategori: yazı