Portmanto

Ali Riza Esin, 29 Ağustos 2013 — 1 dk.

İletişim arızaları, daha ziyade iletişim içinde olduğunu zannederken kendini çok başka yerlerde bulmana yol açan iletişim garabetleri, sıkıntısını çok duyduğum bir konu. Çok insanın da duyduğundan neredeyse adım kadar eminim, çünkü yol açanlardan biri de benim.

Temelinden hatalı argümanlarla ortaya çıkıp da “ha tamam o zaman…” demeni bekleyene “sen ne dediğinin farkında değilsin” demek de işe yaramıyor maalesef —ama bundan fazlası akla ziyan, bu zaman kıtlığında.

İletişim de hep zor yerlerden soruyor…

Yine de, anlaşamadığımızı kesin hatlarla belli ederken tek yana yüklenen çoğu durumda şu çok açık:

Ben senden daha çok bilmiyorum; bilgi setlerimiz farklı.

Daha önkabullerde mutabık değiliz ki, üstüne herhangi bir konuyu tartışabilelim, günceli birlikte kritik edebilelim — yetmedi, o güncelde salınıp duran her değişkeni… o değişkenlerin ruh haline etki eden binlerce başka şeyi…

İşte tüm bunları benim bilmem mümkün değil, bildiklerimden de kuşkuluyum ama senin işin kolay nasılsa değil mi? Bu da benim bir önkabulümdür, misal.

Ha, “mutabık olmadığımız” bile demeden sabitlerimizi tartışalım, o olur bak, evet. Önce bilgi setlerimizi eşzamanlayalım da öyle…

İyi de, nasıl?

Duymaktan hoşlanmayacağın şeyleri bile duymaya açıklık ve samimiyet işe yarayabilir ama korkusuzluk gerektiren bu keyfiyet, bir zırh gibi giyilip kuşanılan bir şey değil ne yazık ki; hatta tam aksine…

Ya sabitlerimizi, ezberlerimizi yanımızda taşımayacağız ya da içeriye girerken çıkarıp bir yere asacağız ki birbirimizi can kulağıyla dinleyebilelim. İnandığımız masalları da, ha keza…

Portmanto… hemen kapının yanında.

Kategori: yazı