Sağlama

Ali Riza Esin, 17 Nisan 2011 — 4 dk.

Trafiği bizimki gibi sağdan akan ülkelerin yollarında bir önünüzdeki araçtan daha hızlı yol alıyorsanız, – seyir emniyet tedbirlerinizi aldığınızdan emin olduktan sonra – o önünüzdeki aracın solundan geçerek devam edebiliyorsunuz yolunuza. “Sollama” yapıyorsunuz yani.

Bu “sollama” denilen manevranın hatalıları çok cana mal olmuştur ülkemizde; bu husus ülkemizle ilgili ezberlerimiz arasındadır. Hepimiz biliriz. Ezberinde olmayan “gâvurlar”, Türkiye’yi tanıtan(!) rehberlerde bu noktaya da temasla uyarılmaktadırlar – “bizim yalnız ve güzel ülkemizin” trafik alışkanlıkları bahsinde.

Özellikle gidiş-geliş tek şeritli yollarda daha çok can almışlığı vardır “sollamanın”; çünkü karşıdan gelen aracın yoluna çıkarak yapılmak durumunda kalınan bir manevradır. Yolun karşıdan gelen araca ayrılmış bölümü boşsa (veya karşıdan gelen araçlar, yol buna müsait denilebilecek kadar uzaktaysa – ve/veya yavaş seyrettiği kestirilebiliyorsa) yapılır ve dikkat edilmesi gereken ve burada tekrar etmek istemediğim başkaca kuralları, hesaba katılması gereken birçok değişkeni vardır “sollamanın”. O değişkenlere uyumlu tepkiler verebilmek de bazı beyin uyaranlarını okuyabilme yeteneğine bağlıdır temelde ve o yeteneği örtmeyen bir psikolojik yeterliliğe.



Şimdi “duble” yollarımız var. Duble yolların haricinde şehirlerimizde, şehir giriş-çıkışlarında ve önemli ana güzergâhlar üzerinde otoyollarımız var ve bunların en az şeritli olanı – gidiş iki şerit, geliş iki şerit – toplamda dört şerit formunda. “Sollama” manevrası, daha az değişkene dikkat etmek zorunda kalınarak ve daha güvenli olarak gerçekleştirilebiliyor gidiş-geliş yönü birbirinden ayrılmış, bölünmüş yollarda. Daha doğrusu bunun böyle olduğunu zannetmek istiyoruz. Tam olarak emin olamıyoruz bundan; “sollama”larımız da “sallama”lara emanet çünkü ve kendisinden başkasını sallamayan dallamaların ortalıkta kol gezdiği bir ülkenin evlatlarıyız. Türküz, doğruyuz, unutkanız…

Ve zaten oluşan kazalardan duyuyoruz, görüyoruz ve yine biliyoruz ki, karşı yolda kendi halinde seyreden bir aracın üstüne azrail suretinde havadan inebiliyor, diğer yoldaki bir başka araç(!).

* * *

TEM gibi anayolların bazı kesimleri ve büyük şehirlerin çevre yolları gibi ayrılmış yollar, en az üç şerit. Bu yolların yer yer dört-beş şeride kadar çıktığı oluyor; “emniyet şeridi”ni hesaba katmazsak hatta.

İstanbulluların(!) uyanık olanlarına göre, o yollarda “sollama” yapılmaz; “sağlama” yapılır. Çünkü şeritler sola doğru daha yoğun, sağa doğru daha seyrektir araç sayısı bakımından. Bizde öyle akıyor(!) trafik. Burası Türkiye, yok öyle!

O dört şerit de doluysa, ismi işte o “emniyet şeridi” olan ve acil durumlar dışında daima boş kalması, kullanılmaması gereken şeridi kullananlar da çoktur ve bu çok normaldir(!).

Otoyoldaki en sol şerit, sadece sollama yapmak için kullanılması gereken bir yol bölümüdür ama bizde emniyet şeritleri gibi birer seyir şeridi haline dönüşmüştür. Ayrılmış ve çok şeritli yollardaki trafiğin sola doğru yoğunlaşmasının normal olmadığını biliyoruz elbette ve bunun başka çarpık nedenleri var, hiç girmeyelim.

* * *

Bu yazının nedeni olan ve Hürriyet gazetesinde de yer alan (Sefa Kıdık/DHA imzalı) küçük(!) bir haber alıntılayacağım buraya (16 Nisan 2011 akşamı televizyonda aynı haberi izleyenler, trafik kamerasının çektiği o görüntüleri dehşetle izlemişlerdir.) Haber şöyle:

“Ümraniye’de dün saat 07.00 sıralarında O-2 otoyolunda, Edirne istikametinde giden İrfan Demir’in kullandığı Giresun—İstanbul seferini yapan otobüsün lastiği patladı. Şoför otobüsü emniyet şeridine çekerek durdu. (Bu gayet normal bir durumdur.) Otobüsten inen İrfan Demir, muavin Engin Gülşen (31) ile yolcu Ahmet Dede (55) lastiği değiştirmek için çalışmaya başladı. Bu sırada emniyet şeridinden gelen ve çok süratli olduğu ileri sürülen (Haberin yazıldığı esnada görüntülerin izlenmemiş olması muhtemeldir.) otomobilin sürücüsü, otobüsü görünce direksiyonu “sağa” kırdı. Ancak yağmur kanalı ile toprak zemine çıkan otomobil, emniyet şeridinde lastik değiştiren üç kişiye çarptı. Engin Gülşen olay yerinde yaşamını yitirdi. İrfan Demir ve Ahmet Dede yaralanarak hastaneye kaldırıldı.”

Yukarıdaki habere ait görüntülerde kazaya neden olan şoförün hiçbir şey olmamış gibi kaçmasından başka dikkat çeken bir husus daha var. O da, başka bir otobüsü “sağlarken” emniyet şeridinde duran otobüsü (muhtemeldir ki aniden) karşısında bulan otomobil sürücüsünün, – sol şerit arkası boş olduğu halde – o kazaya(!) neden olan anlık kararını “sağlama” refleksine emanet etmiş olmasıdır.

Peki, bu şaşırtıcı mı?

Değil.

Solda bok var çünkü.

Kategori: yazı