Segâh ve nihavend (değişmeli) bir şarkı

Ali Riza Esin, 5 Kasım 2013 — 1 dk.

Bin bir zorlukla milletvekili maaşına talim edenlerin “türbanlılar tabii ki meclise girsin” mesaisinden hemen sonra “türbanlılar girsin de türbansızlar girmesin mi — özellikle pantolonlu olanlar…” mesaisinin de sponsoru, ortalama maaşıyla gününü gün eden sıradan veya kendini sıradan bilmeyen vatandaştı bugün. Gönlü zengin milletiz evvelallah!

Damardan aldığı suni gündemle beyni peynire ha dönmüş ha dönecek vatandaşlar için az buz iş değil haddizatında, kesilen gecikme zamlarından (bizim köyde “faiz” derler), telefon konuşmasından, internet bağlantısından, yaktığı benzinden, içtiği sigaradan, rakıdan, biradan, falandan, filandan ama mutlaka kötü(!) alışkanlıklarından, hülâsa, dişlerinden tırnaklarından artırdıkları çifte kavrulmuş vergilerle, adında “büyük” bulunan bir meclisin, başka hangi adem oğluna veya havva kızına sorsan incir çekirdeğini doldurmayacak nitelikteki meseleleri çözmesi gayretkeşliklerini finanse etmek için yine de etten kemikten insanların ceplerine başvurması…

Bunda ne acayiplik olabilir? Ama işte, insan bazen istiyor ki, daha durmuş oturmuş, daha kaliteli enstrümanlarla icra edilen, kulaklarda daha üst perdeden tınlayan çok sesli gündemlerimiz, insan haysiyetine, muassır medeniyetler seviyesine yaraşır mevzularımız olsun; biraz da biz söyleyelim, onlar dinlesin; onlar konuşup dursun, bizler dinlemeyelim gibisinden daha eğlenceli ve gerçek gündem fasılları olsun. Çoğunluğun gözünü kamaştırmasa da aleni ama her nasılsa herkesin acısını gizli yaşamaktan mazoşist bir zevk aldığı arabesk, hicâz, hüzzâm meseleler dayansın, bizzat höt diyenlerin burnuna.

Almanyanınki, federal şansölye şahanelerinin ameriko dö vespuçi hazretleri tarafından gizlice dinlenmiş olması skandalı bugünlerde, misal… Do majör.

“Dertliyim, rûhuma hicrânımı sardım da yine…”

Makâmın değiştiği falan yok aslında. Şarkı öyle.

“İyi de tüm bunlardan sana ne?”

Ben de onu soruyorum.

Kategori: yazı