Sıcak havalar

Ali Riza Esin, 27 Temmuz 2011 — 1 dk.

Bak, sana biraz kendimden bahsedeyim Biricik.

Ben yaz aylarını oldum olası sevmemişimdir. Şimdilerde şimdileri de sevmiyorum yani. Yazın en çok başlangıcını seviyorum ve bir de bitişini — ki bunlar da baharlara tekabül ediyor, biliyorsun. Ara mevsimleri herkes sever zaten ve benim mutlaka uçlardan birini sevmem gerekiyorsa, en çok kış aylarını seviyorum diyebilirim, can havliyle. Soğuk ayları seviyorum. Serin mevsimleri asıl… Sonbahar en sevdiğim.

Bunun serinkanlılıkla bir ilgisi var mıdır bilmem ya da mevsimlerin insan mizacıyla bir ilgisi; insanların doğdukları zamanlarla bir öncül ilişkisi var mıdır hatta, bilemiyorum. Yalnız şunu iyi biliyorum ki, sıcakkanlılık veya insanın sıcak yanları bile soğuk havalarda gösteriyor kendisini bence, layıkıyla. Soğuklarda… Sıcaklarda kim ne yapsın sıcakkanlılığı?

Pervaneymiş, yelpazeymiş, şuymuş buymuş, ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Soğukları methederek veya soğuklardan ısıttığım sıcak şeyleri güzelleyerek de serinlemeye hiç halim yok şu anda. Hem sıcak havalarda vıcık vıcık gelmiyor mu sana da her şey? Gevşek gevşek? Zevzek zevzek?

Neyse zaten, bu da başka bir zevzekliğe varmadan bitireyim ben sözümü. Kısacası, yapmayı sevdiğim neredeyse her şeyi hava daha serinken yapmayı tercih ediyorum diyeyim — öyle daha iyi becerebiliyorum hem. Şu anda yazamıyorum bile, misal.

Bu kadar.

Kategori: yazı