Sıçmak devrimci bir eylemdir

Ali Riza Esin, 22 Şubat 2013 — 2 dk.

İsviçreli bilimadamları yıllardır devam eden araştırmalarının sonuçlarını açıklamışlar: Beyinlerimizin tuvalette daha etkili çalışmasının baş sorumlusu götlerimizmiş. Evet evet, o göt… Bildiğimiz göt… Beyin, götünü büzen kaslara gevşemesi emrini gönderirken, göt de boş durmuyor, geri veriyormuş hemen asileşerek. Görev sıçmak olduğunda, emri ifa ederken bir yandan da beynimize haddini bildiriyor, adeta “Onu zaten ben hallediyorum, sen kendi işine bak!” diyerek asli görevlerini hatırlatıyormuş. Ezbere çalışan, iradeyle işlemeyen bazı kaslar ve bağırsaklar refleksif hareketlerle işlerini görmekteyken, beynin emirlerine biat etmekle yükümlü olanlarıysa o yöre damarlarının kapsama alanlarını daraltarak kanı daha boş bulduğu başka yerlere, bu durumda yukarıya doğru (deneylerin denekler dik durumdayken yapıldığı dipnotu var) pompalamaya başlıyor, böylelikle çoğu zaman karşılaşmadığı kadar fazla kana maruz kalan kafalar bir aydınlanma ânının (ınının ınının), bir idrak ânının tam ortasında buluyorlarmış kendilerini —ve asıl ilginç olan, her bir ıkınma hareketiyle de tekrarlanıyormuş bu durum. Ikındığımızda bünyedeki bütün kanın başımıza hücum etmesi, fazladan ıkınılırsa bir çeşit baş dönmesi yaşanması, bazı gerçekleri(!) daha net görmemize neden oluyormuş ve ekstra enformasyon edinme ihtiyacı da bu nedenle —bir yan etki olarak— ortaya çıkıyormuş; ancak tuvalette okunabilen dergiler, gazeteler, ilaç prospektüslerinin, diş macunu kutularının, deterjan ya da yumuşatıcı ambalajlarındaki yazıların okunması gibi ihtiyaçlar… Analitik düşünmeye başlamalar falan… hepsinin nedeni buymuş: açığa çıkan entelektüel enerjinin kendini okumaya vermesi, okunan şeyin niteliğinden bağımsız olarak… Tuvalette alınan kararlar, başka bir yerde, mesela bir toplantı salonunda alınan kararlardan daha mutlak ve mutlaka hayata geçen kararlarmış. Boşanma kararlarının çoğu sıçarken veriliyormuş, örneğin… Aslında tüm bunlar belki de ifadesini “Götümüzden uydurmayalım!” atasözümüzde olduğu gibi gayet veciz bir biçimde önceden bulmuş, İsviçreli bilimadamları açıklamazdan önce de bildiğimiz şeyler olabilir. Ancak bilimadamlarının bu konuyla ilgili tavsiyelerinden haberdar olmayanlarımızın çoğunlukta olduğunu biliyorum. Haber henüz çok taze çünkü… Şöyle açıklamışlar (bültenlerindeki dil biraz çetrefilli, kendi meşrebimce özetleyerek yazıyorum): Hayati göstergeleri itibarıyla normal bir insanın doğru-dürüst düşünebilmesi, doğru kararlar alabilmesi–verebilmesi, aklına mukayyet olabilmesi için önceden ısınma hareketleri yapmış olması çok büyük önem taşıyormuş. Yoksa olmuyormuş. Böyle oluyormuş ya da… Ikınma hareketlerine başlamadan önce ısınma hareketleri yapılmasını salık veriyorlar yani. Ama bu ısınma bilmemnesi tam olarak neye denk geliyor, onu tam anlamadım doğrusu. Aktarmakla yetiniyorum sadece. Bilimadamlarından söylemesi bakınız… İsveçli değil ama İsviçreli… Tam tersi mi yoksa?.. Hakikat nereliydi hakikaten?

Kategori: yazı