Van’da deprem! Az sonra!..

Ali Riza Esin, 24 Ekim 2011 — 3 dk.

Ve şimdi reklamlar…

Dün Van’da büyük bir deprem oldu… Büyük bir acı… Olan bitenleri izliyoruz farklı kanallar üzerinden; hepimiz takip ediyoruz, çoğunlukla herkes oradaki insanların acısını ve çilesini paylaşıyor, yardım yeteneği ve olanağı bulunanlar yardıma koşuyor, ücretsiz servis sağlayanlar, mal yardımında bulunan ticari kuruluşlar, organizasyonlar var. Yardım zincirleri, yardım köprüleri kuruluyor… AKUT orada… Devlet erkanı… Açıklamalar, bilgilendirmeler… Kimse elinden gelen yardımı esirgemiyor. Acil durum sonrasındaki sosyal, insani ve yerinde ama kimi nafile refleksler… Ölenlere faydası olmasa da, sağ kalanların yaşadığı travmayı azaltıcı, mücadelelerini destekleyici yardımlarda bulunmak…

Bu zaman zaman yaşadığımız bir durum ne yazık ki. Deprem…

Benzer durumlarda yaşadığımız bir şey daha var…

Haber bültenleri arasında verilen reklamlar… Tek bir kanal ve kuşakta rastladıklarımı isimlerini yazmadan ama sloganları veya laflamalarıyla düşeyim buraya; her biri farklı bir reklamdandır. Bundan rahatsızlık duyan çıkarsa, haberdar olmayı çok isterim.

— Krallara layık bir konut projesi…
– Otomatik tavan sistemleri…
— Ev isteyene dev destek…
– Balkonda oda, odada balkon…
— Perakendenin yükselen değeri…
– İyi yaşayanlar iki kere yaşar…
— Fırsatları bilen bir banka var…
– Tüm Türkiye’ye teşekkürlerimizle…
— Burası İstanbul…
– İstanbul’un İstanbul olduğu yer…
— Eve gelmek, kendine gelmektir…
– Anadolu harekatı başladı…
— Stratejik konumuyla…
– Sağlam ve göz alıcı…
— Gücün yeni merkezi İstanbul’da…
– Yok artık demeyin, var artık…
— Elbiseye bak! Ben bunu alırım!
– Doğa üstü bir yaşam…
— Siz de hayata format atın, yeni bir başlangıç yapın…
– Bu fırsatı kaçırmayın…
— La la la la, la la la la, lay la…

Bu liste böyle uzar gider…

Kendisini sektörden sayan insanlardan biri olarak, sıkıntılı durumların sorgulandığı, ölü sayısının devamlı güncellendiği, en aciz ve acıklı halimizle resim verdiğimiz bu haber bültenleri aralarında yayımlanan reklamları izleyip, bunlardan kendisine satın alma kararı yapabilenler var mı ekranları başında? Kimdir o metanetli insanlar?

Bu reklamların yayın düzenlerinin önceden planlandığını, bir sözleşmeye tabi olduklarını ve hayatın her şeye rağmen devam ettiğini de bilen biri olmama rağmen, yine de bana acayip gelen, garipsediğim, bünyemin kabul etmediği bir durumdur bu en başta; sonrasında profesyonel gözle bakınca da etkinliklerini sorgulayabiliyorum ister istemez ve olumlu bir yanıt veremiyorum.

Bu gibi zamanlarda reklamların yayımlanıp yayımlanmaması gereği veya hangi reklamlar yayımlansa olur, hangileri yayımlanmasın şeklinde bir tespitim yok; en azından an itibariyle. Şunu merak ediyorum sadece; bu sürece müdahale etmek gerekmiyor mu?

Böylesi en “mücbir sebep” sayılabilecek hallerde, —haydi insanların yaşadığı tahribatı da bir tarafa koyabilecek kadar sakin olalım— en başta o reklamların ve yayınların kendisiyle ilgili tahribatın farkına varıp isabetli bir inisiyatifle, bu gibi laylaylom reklamları ertelemek, seyrekleştirmek vb. inisiyatifleri alabilecek bir kimse, birileri yok mudur veya kalmamış mıdır reklamveren, reklam üreten, reklam planlayan, reklam yayınlayan taraflardan birinde bile?

Vardır mutlaka. İzlediklerimiz kadar izlemediklerimiz de vardır; izlediklerimiz böyle olmayanlardır kesin… Böyle düşünmek istiyorum.

Hayır, varmış gibi gelmiyor da…

Kurulmuş bir mekanizma işletiliyor ve izliyoruz hep birlikte. Bir esneklik, bir duruma uygunluk, hak getire!

Haydi reklamlar bir yana, bunların döndüğü televizyon kanalındaki hava durumunda “Van”da hava şu diye bir “anons” duymuyor olmamızın bir nedeni var mı? “Hazırlıksız yakalanmak” sadece vatandaşımıza özgü ve ona özel bir durum mudur?

Bu nasıl bir körlüktür! Nasıl bir paragözlülüktür!..

Kategori: yazı