Vejetaryen veya vejetarmeyen

Ali Riza Esin, 25 Haziran 2010 — 3 dk.

Bunu okumaya başlamışsanız, bundan sonra demeye çalışacağım şeyleri demeye başlamadan önce sanal bir şey düşünmenizi, kendinizi başka biriymiş gibi hayal etmenizi istiyorum; bir vejetaryen kişisiymiş gibi. Ben de hipnozla ikna eden olacağım, bu şey karşılıklı bir hadise.

Yazımdan dışarıya bir mesaj sızacak olursa, onu da olası her şekli ve şemaliyle şimdiden kabul edebilirim. Yine de her şeyin sorumluluğunu üstlenecek değilim; ben öyle demedim der, çekip çıkartırım kendimi yazının içinden.

Şimdi şöyle…

Vejetaryen nedir bilmeyen var mı?

TDK, Fransızca orijinalini (végétarien) ters yüz etmiş, “etyemez” karşılığını uygun görmüş. Vejetaryen çok şey olabilir ama tek başına bir “etyemez” olamaz, orası kesin. Vejetaryen kişisi et yemez ama yediği de yemediği de önünde olan, yeme içme faslıyla tamamen şaibesiz bir şahsiyettir, onu bilseniz bile yeter yazımın selameti bakımından.

Ne yapıyor olsun bizim vejetaryen kişisi, ya da ne yapmıyor olsun?

Et yemiyor, hatta hayvansal gıdalar içeren tek bir lokma bile koymuyor olsun ağzına mümkünse…

Hayatının herhangi bir noktasında, herhangi bir nedenle öyle karar vermiş ve herhangi bir süredir öyle olmuş olsun. Ömrünün öncesini sadece alternatif gıdalar tüketerek değil, daha çok çevresindeki vejetaryen olmayan çoğunluktan yöneltilen bitmez tükenmez “Vejeteryan kişisi ne yer ne içer, yumurta yer mi ki, ya balık?” gibi sorularla tüketerek geçirmiş olsun.

Bu bir seçimdir demiş olduk ve vejetaryen kişisi bunu herhangi bir nedenle seçmiştir veya bu bir seçim değildir, bünye meselesidir veya doğuştan öyledir, ailesinden öyle görmüştür; bir seçim yaptığının bilincinde olmadan da, sadece öyle yaşıyorken bulmuş olabilir insan kendisini ve bunu öylece devam ettirmiş…

Ben sizden kendinizi —vejetaryen olmayı seçerek— vejetaryen olmuş bir kişi olarak hayal etmenizi istiyorum.

Zaten ben bu yazıda iyi dinleyici rolündeyim, söyleyeyim. Sizi dinlemek, sizi izlemek amacını taşıyorum; ikna etmek isterken duyabileceğim şeylerle de onları edinebildiğim ölçüde ikna olmaya hazırım. Hem, hazır siz bir vejetaryen yerine koymuşken kendinizi, ben de sizi anlamaya çalışarak karşılık vermek istiyorum buna.

Vejetaryenliğe özendirmek veya vejetaryenlikten vazgeçirmek gibi bir ikna gayreti içinde olmadığımı da bilin yalnız. Zaten bir yazının da öyle bir kabiliyeti ve iddiası yoktur bana göre, alıcısına göre gömülü bir danışıklıkla yontulmuş bazı metinler haricinde. Her gösterilen ancak bakanın gördüğü kadar değil miydi? Vejetaryenlik kavramını başka emellerime alet etmek niyetindeyim sadece.

Neden et yemiyormuşsunuz?

Okumuş olabileceğiniz Sanskritçe metin çevirilerini, onlara öykünmüş olsun veya olmasın ezoterik batı öğretilerini, hayvan haklarını, etin sağlıksız bir gıda olmasını filan boş verin. Bunlar ve daha başka çokça nedene rağmen daha basit bir cevap verecekmişsiniz.

Şimdi uyuyorsunuz.

Soruyorum, “Neden et yemiyorsunuz? Başka işiniz gücünüz yok mu?”

Cevap veriyorsunuz, “Vejetaryenim, çünkü prensip olarak hayvanlar dahil hiçbir canlının öldürülmesini doğru bulmuyorum; hayatımı sadece meyve ve sebze tüketerek sürdürmeye karar verdim. İnsanlara doğanın hediyesi olan bu gıdalar, yemişler, oldukları yerden koparıldıklarında veya toplandıklarında bitkiler veya ağaçlar ölmüyor. Varlığım nedeniyle doğadaki hiçbir canlı ölmesin diye vejetaryenim ben. Havuç bile yemiyorum!

Savaşlara da bu yüzden karşıyım; tüm doğal olmayan ölümlere…

Hayvanlar birbirlerini öldürüp yiyebiliyorlar, bu da var doğada, bunu biliyorum. Tamam, ama ben hayvan değilim ki?

Bir canlıyı öldürmeden yaşamımı sürdürebileceğimi biliyorsam ve herhangi bir yaşam formuna insan eliyle son verilmesini kabul edemiyorsam… Ve elbette bunu seçmek elimdeyse, başka türlü yaşamak için bir neden göremiyorsam, başka ne yapabilirim ki?”

Şunu soruyorum, “Siz yeseniz de yemeseniz de dünyanın her yerinde hayvanlar öldürülüyor, öldürülmeye de devam edecek. Sizin yiyip yememeniz hiçbir şeyi değiştirmiyor, değiştirmeyecek; deli misiniz siz, nesiniz?”

Parmağımı şıklatıyorum ve uyanıyorsunuz. Artık vejetaryen değilsiniz.

Uyumuyorsunuz.

Kategori: yazı

Bir yorum yaz

  • evet, bize devamlı insanların sorduğu soruları çok güzel derlemişsin, bide şey var, geçen hafta bi yerde biber dolması yapmışlar et yok ye dediler, tamam dedim, bi lokma aldım, et vardı içinde yedin artık hep ye bak dediler:)) ağlamak istedim. saygılar.