Zevkler ve renkler…

Ali Riza Esin, 3 Mart 2012 — 2 dk.

Bu durumsamanın maruzatı, şu sorunun cevabıdır:

— Aşağıdaki iki renk setinden “çiğ” olanını bulunuz.

Zevkler ve renkler


“Zevkler ve renkler” yerine “tonlar ve tonlamalar” da denebilir (maruzatımın en kısa özetidir, kalınca bir eğretilemeyle) ama “çiğ” demek tam olarak doğru mu, ondan emin değilim, soruyu böyle sorarken. Çiğ yerine “bunlardan biri olmamış” da denebilir, aralarındaki farkı işaret etmek isterken. Neye göre olmamış, neden olmamış, sorum bu değil. Hangisi olmuş, hangisi olmamış… Bunlardan biri, —benim için— olmamış ya da olmayınca olmuyor; öyle diyeyim. Sizin için farklı olabilir. Zevkler ve renkler… Tartışmıyoruz ya hani… Ve hani, renkleri bile aynı görmüyoruz. Herkes farklı görüyor, bir biçimde.

Bu çok bilinen, klasik bir renk kombinasyonudur; bu renklerin tam doğru olanları… Aynılarını internet grafikleriyle yansıtmak, kullanıcıların erişim ortamları, görüntüleme anlamında fiziksel farklılıklar düşünüldüğünde, pek kolay değil. Gerçekleriyle (elle tutulanlarıyla) ton farkları oluşuyor mutlaka, gündüz gözüyle bakıldığında. Ekranda tekrar etmesi zor. Ama üç aşağı beş yukarı, sonuç çok büyük değişmiyor diyebilirim; gerçeğine yakın çalıştım(!).

Bu renkleri (set olarak) her ne için, her nerede kullanırsak kullanalım, beklediğim yanıt aynı. Bunu kullanım amaçlarını, kullanım motivasyonlarını önceden bilerek söylüyorum; cevabını bildiği sorular soranların ceplerindeki iltimas ve yanıt alamazlarsa beş para etmeyen başıboş bir kendine güvenle, aynen. Ezele dayalı eğitim sistemlerimiz böyle öngörüyor. Bir yanıltmaya maruz kalıyormuş gibi hissediyorsanız, yanıtlamazsınız. Yanıt alır, yanıt verirmiş gibi yapılabilir çok çok; siz yanıtlamış olmazsınız.

Kısacası, bu renkler (kabaca: bej, koyu yeşil, bordo) birlikteliğinin öncesini bilmiyor olabilirsiniz (bilmemek çok doğal) ve bilmemekle soruyu umduğum gibi yanıtlamanız zor olabilir. Fakat, mümkünü var ve o kadarını olsun bilerek sormak geçti aklımdan ve işte…

Cevabınızı aşağıdaki yere işaretleyebilirsiniz ya da —dediğim gibi— cevap vermeyebilirsiniz. Tesadüfen rastlamış ve kendi kendinize sormuş olmanız bile fazlasıyla gereksiz zaten. Neleri neleri görüp neleri neleri görmüyoruz ki…

Şunu da ekleyebilirim ki, bu sorunun cevabı, kanımca, birçok sorunun da cevabıdır aynı zamanda. “A” ya da “B” kadar basit, bir o kadar da büyük bir cevaptır.

Ha, bir de… Çiğ demek, pişmiş olana göre daha “kötü” veya daha “iyi” demek değil. Yok öyle bir şey. Çiğ demek, çiğ demek. Pişmemiş.

Az pişmiş bile değil, bakınız: “Az pişmiş…”

Taklitler aslını yaşatır yaşatmasına ama bu arada, asıl, taklidin yanına kâr kalır —ya da taklitçi bunu öyle sanır. Yine de kalmıyor değil; kalabiliyor… Kâr… Kârdan âlâ motivasyon mu var!

Ve zaten taklitçi gelmiş taklitçi gidecek hedef kitle için bundan iyisi, Şam’da kayısı!

Ve, ve de zamanın ruhu ya da tuzruhu… Birbirinden farksızlar bazen.

Farklılar bazen de…

Kategori: yazı